Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gündem üzerine (Yazmadan edemedim)

  Sınıf mücadelesi, salt ekonomik bir mücadele değildir. Öyle olduğunu varsaymak sizi, eninde-sonunda  reformist  bir siyasetçiye dönüştürecektir! Sınıf mücadelesi  -ki biz işçi sınıfının mücadelesinden söze diyoruz-  hem ekonomik, hem siyasal bir mücadeledir.  Sınıfın her türlü toplumsal sorunuyla ilgilenmek, sorunun özünü kavramak ve çözüm bulma mücadelesidir. Sınıf mücadelesinin siyasal muhtevası, sadece sosyalizmin direk siyasal sorunlarından ibaret değildir. Aynı zamanda, sosyalizmin direk siyasal sorunlarının kavranmasının önünü tıkayan, üstünü karartan ve ne yazık ki, burjuvazi tarafından yüzlerce yıl öncesinde halledilmiş olması gerekirken, bırakın halletmeyi, daha da karmaşıklaştırılan bazı sorunları da proleter sınıf mücadelesi çözmek, halletmek zorundadır. Evet, ulusal (milli) sorundan bahsediyorum.  Yani, Kıbrıs sorunundan bahsediyorum. Egemenlik ve bağımsızlık sorunundan bahsediyorum… Kıbrıs işçi sınıfı emek mücadelesi verirken, aynı zaman...

Ehven-i Şer de Şerdir!

  Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılmalarına karşı çıkışı ve ortaya koyduğu gerekçeler, milletin neredeyse;  “İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya girmesi engellenemez!”  diye slogan atmasına evriliyor. Tamam, sıradan insanların, hatta demokratların Erdoğan’nın faşist rejimine duydukları tepkiyi anlıyorum ve destekliyorum. Peki ama,  aynı Erdoğan ve cumhuriyeti de bu NATO’nun üyesi değil mi?  Hem de Orta Doğu’da jandarmalığını yapan bir üyesidir. Kıbrıs’ta Yunanistan’la koordineli yaptıkları NATO operasyonu değil miydi? İşte bu NATO, şimdi de dünyayı mahvedecek bir dünya paylaşım savaşına hazırlık olarak, rakip gördüğü güçleri stratejik olarak abluka altına almak için genişleme politikasını devreye sokmuş durumda. Böylesi, olası bir savaşı NATO’nun veya Rusya’nın ya da Çin’in başlattığının, kimin kazanacağının işçi ve emekçiler açısından hiçbir önemi ve haklılığı yoktur.  Çünkü; işçi ve emekçilerin bu tür savaşlarda kazanacakları hiçbir şey yoktur...

Kılavuzu karga olanın…

  “ Demokrasimize ve irademize sahip çıkmak için yürüyoruz!”  diyor CTP. Hangi demokrasi?  Hangi irade? Kimin demokrasisi?  Kimin iradesi? Kime karşı demokrasi?  Kime karşı irade? Kim engel demokrasiye?  Kim engel irademize? Ankara’nın Kıbrıs’taki varlığına karşı durulmadan demokrasi olmaz, irade ortaya çıkmaz! Sorun,  “kuklalar”  değil, onları oynatan  “el” dir! Bu  “el”   “oyun kurucu”  Ankara’nın elidir! Bu el kırılmadan, kuklalarla uğraşmak nafiledir, halkı yanlış yönlendirmektir! “ Oyun kurucu”  tek başına değil bu işte; arkasında ABD var, AB var, NATO var, onların Orta Doğudaki çıkarları var. Yoksa sürmezdi, süremezdi 48 sene bu işgal ve istila! TC karpuz gibi bölemezdi adamızı ortasından, ikinci bir devlet kuramazdı, nüfus yerleştiremezdi işgal ettiği topraklara… Ne ekonomik hakimiyet, ne siyasal hakimiyet kurabilirdi Anglo Amerikanların ve AB’nin etki alanındaki bu topraklarda… Tüm bu yaşananlar oluyorsa, tüm bu re...