Bu deyişi sık sık duyarız. Duyarız ama, genellikle ‘deyip’ geçeriz, ya da değinip geçeriz ve yolumuza devam ederiz… Evet, “görünen her şey gerçek olsa, bilime gerek kalmazdı”. Veya, “gözle görünmeyen, gerçekte var olamaz mı?” Bu soruyu etraflıca düşündünüz mü hiç? Mesela “büyük patlama”yı (big bang) göreniniz var mı? Ya da, “karanlık madde”yi? Konumuzu din tartışmasına döndürmeden, bir soru daha soralım; tanrıyı gören var mı? Demek ki; gözle gördüklerimizi de, göremediklerimizi de peşinen gerçek veya gerçek dışı ilan etmeden önce bilime, bilimsel birikimlere başvurmak zorundayız. Mantık süzgecimizden geçirmek zorundayız… Bu yazının amaçları bakımından, dini konuları bir yana bırakıp, konuyu daha çok siyaset boyutuyla incelemek istiyorum. Evet, siyaseten gördüklerimiz, algıladıklarımız hepsi de gerçekleri mi yansıtıyor? Veya, yaratılmaya çalışılan algının (gerçeğin) tam tersini ifade etmesi, tersinin hedeflenmesi mümkün mü? Evet, siyaseten bu gayet mümkündür. Örneğin, Hitler’in so...