Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Seçimler, müdahaleler ve işin gerçeği…

  Yaklaşık bir ay sonra Yerel Yönetim Organları (Belediye Başkanlığı, Belediye Meclis Üyeliği ve Muhtarlıklar) için seçim var. Seçim dendi mi, ilk akla gelen şey  “müdahale”  oluyor artık bu coğrafyada. “Müdahale”  edilen ve Akıncı’nın kaybetmesi, Tatar’ın kazanmasının sağlandığı son seçimlerin ardından  “müdahale”  çok daha fazla ve sistemli bir şekilde tartışılmaya başlandı. Önümüzdeki  Yerel Yönetim Organları seçimlerine de müdahale edileceği kaygıları hakim. Hatta, CTP Genel Başkanı Erhürman,  “müdahale edilirse…”  şöyle yaparız, böyle yaparız gibi cümleler kurmuştu bir süre önce… Nitekim, Mağusa’daki 2 bağımsız adayın adaylıktan çekilmesi  “müdahale edildi”  diye yorumlanıyor, Erhürman’ın ve CTP’nin sözünde durup, şöyle-böyle yapıp yapmayacağı bir yana, öncelikle netleştirilmesi gereken bazı sorular var. Birinci soru; Kimdir bu müdahaleleri yapan? Aslında cevabını çok iyi bildiğimiz bir soru bu, ama gene de sormak ihtiyacı duyu...

KKTC bir “başarısızlık öyküsü” mü?

  Karikatür:  Utku Karsu KKTC bir  “başarısızlık öyküsü”  değil, tersine 39 yıldır kurulma amacına layık olmak için canla başla çalışan başarılı bir devlettir. Biliyorum, itiraz edenleriniz olacaktır;  “ne başarısı yahu!”  diye bana kızanlarınız bile olacaktır. İsterseniz, bu yazıyı sonuna kadar okuyup, kararınızı ona göre veriniz; KKTC bir başarısızlık mı, yoksa başarı öyküsü mü diye… KKTC’nin bir  “başarısızlık öyküsü”  olduğunu savunmak için, öncelikle; başarılı olsun diye kurulduğunu varsaymak lazım. Tıpkı sevgili Arif Hasan Tahsin gibi mesela;  “biz bağımsızlık derken, Ankara’dan da bağımsız bir devlet kuruyoruz zannederek desteklemiştik.” Ama, Arif Hoca, kuruluşun hemen ardından zannettiğinin gerçek olmadığını, tersine Ankara’ya göbekten bağımlı bir devlet yaratıldığını farketmeye başlamış olacak ki, Anayasa’sına hayır demek için KTÖS ile beraber kolları sıvamıştır. Ama, atı alan Üsküdar’ı değilse de, Lefkoşa’yı geçmiş ve adını da ...

Külliye – Egemenlik ve “sol muhalefet”

  Diyelim ki; bir sebepten veya bazı sebeplerden dolayı Ankara külliye yapımından vazgeçti.   Olmaz mı? Niye olmasın, kabloyla elektrik getirilmesi konusu n’oldu? Hala devam ediyor mu, yoksa sessiz sedasız rafa mı kaldırıldı o proje?   Evet, diyelim ki, külliye yapımı projesi de sessiz sedasız rafa kaldırıldı. Ne anlama gelecek bu? Birçokları,  “direndik ve geri çektiler!”  diyecek, değil mi? Bazıları da,  “aklın yolu bir, bunca ihtiyaç varken külliye yapılması zaten doğru değildi ve Ankara bu gerçeği geç de olsa gördü”  demeyecek mi?   Yani, külliyeye karşı mücadele edenler, bu iş bittiğinde de devam edecek mi yürüttüklerini iddia ettikleri egemenlik mücadelesine?  Biliyorum, külliye öncesi egemenlik mücadelesi yürütenler devam edeceklerdir kendi çaplarında egemenlik mücadelesi vermeye. Tamam da, külliye öncesi egemenlik mücadelesi vermeyenler,  “biz zaten egemen bir devlet ve toplumuz”  hatta,  “GKK da bana bağlıdır”  di...