Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Polyannacılık ve Gerçekler

Halkın, "polyannacılık" oynatılarak, hayaller dünyasına sürüklenmesindense, acı gerçekleri görüp, bu gerçeklere göre çare aramasını tercih ederim. Gerçekler nelerdir? Bu kavga basitçe bir hayat pahalılığının kaç ayda bir ödeneceği kavgası değildir.   Eylemci kitlelerin zihninde bu kavga Ankara'nın halkın iradesini hiçe sayarak, her alanda kendi iradesini halka dayatmasına karşı durma kavgasıdır.   Bu kavga, halkın kendi iradesiyle yöneticilerini seçmesine, kendi ekonomik yaşamını düzenlemesine, kendi siyasal kararlarını vermesine engel olan Ankara'nın sürekli müdahale etmesine karşı isyanıdır. Bu kavga, kimliğini ve geleceğini kaybetmekte olduğunu farkeden değilse bile hisseden Kıbrıs Türk halkının varoluş refleksidir. Bu gerçekler, sürekli ve sistemli bir şekilde üstü örtülerek görünmez kılınmaya, kavga UBP-CTP kavgası derekesine düşürülmeye çalışılmaktadır. UBP ve ortakları giderse, CTP ve ortakları gelirse herşeyin düzeleceği yalanı gerçeklerin önüne koyulmaya çal...
En son yayınlar

Sıla Hanım ne öneriyor?

“Tüm tarafların katılacağı bir masa kurarak konsensüs sağlayınız.” Kim diyor bunu? CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli. Kime diyor? UBP-YDP-DP Hükümetine diyor, daha doğrusu öneriyor…   Bu önerinin anlamı nedir? Bilindiği gibi, emperyalist dünya kriz içindedir. Bu kriz, herşeyden önce ekonomik bir krizdir. Emperyalist ekonomik yapı artık miyadını doldurmuştur, daha fazla ayakta duramaz.   Emperyalist tekeller, ortaya çıkan bu krizin yükünü geniş kitlelerin sırtına yıkmaya çalışmaktadır. Yani, kendi ekonomik açmazlarının, yapısal sorunları nedeniyle ortaya   çıkan krizi işçi ve emekçilerin sırtına yükleyerek, rahatlamaya çalışıyor. İşte, Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşanan kaosun da esas nedeni budur. Hükümet ekonomik krizi kamu çalışanlarının sırtına yüklemek için önlemler almaya çalışıyor. Hükümetin bu çabası karşısında, çalışanlar bu bedeli ödememek için direniyorlar. Bir taraf, “sorunu biz yaratacağız, ceremesini siz emekçiler ödeyeceksiniz!” diyor. Ekonomik ve siyasal kararl...

Siyasetsizlik de Bir Siyasettir!

  Neler yaşandı, neler savunuldu? Ta başından başlayalım, tekrardan…  Henüz ortada bir tartışma yokken, ben, sevgili Nazen Şansal’ın 12 Şubat, 2026 tarihli aşağıdaki sosyal medya paylaşımını okudum, haklı buldum ve altına beğendiğimi ifade ettim. Fazla yorum yapmadan, Şansal’ın o paylaşımını buraya bırakıyorum: “hay yaşa! bir boykot çağrısıdır da gidiyor. hiç mantıklı değil, vicdan rahatlatma gibi görünüyor bana. işçiler de üretime devam etmek, ürettiklerinin değerlenmesini istiyor zaten. bizler sadece tüketici miyiz ki dayanışmamız boykottan ibaret olsun.  ayrıca oteller, casinolar, restorantlar, toptan alan büyük firmalar (ektam emekçilerinin yanında olan kişilerin ulaşamayacağı yerler) almaya devam edecek bu ürünleri. dayanışma göstermek istiyorsanız boykot değil kek, poğaça filan yapın, fabrika önüne gidin, her gün gidemezseniz haberleri, videoları paylaşın, sendikasızsanız bir sendikaya üye olun, emeğin haklarını koruyan başka örgütlenmelere üye olun vs vs…  ana...