“Tüm tarafların katılacağı bir masa kurarak konsensüs sağlayınız.”
Kim diyor bunu?
CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli.
Kime diyor?
UBP-YDP-DP Hükümetine diyor, daha doğrusu öneriyor…
Bu önerinin anlamı nedir?
Bilindiği gibi, emperyalist dünya kriz içindedir. Bu kriz, herşeyden önce ekonomik bir krizdir. Emperyalist ekonomik yapı artık miyadını doldurmuştur, daha fazla ayakta duramaz.
Emperyalist tekeller, ortaya çıkan bu krizin yükünü geniş kitlelerin sırtına yıkmaya çalışmaktadır. Yani, kendi ekonomik açmazlarının, yapısal sorunları nedeniyle ortaya çıkan krizi işçi ve emekçilerin sırtına yükleyerek, rahatlamaya çalışıyor.
İşte, Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşanan kaosun da esas nedeni budur. Hükümet ekonomik krizi kamu çalışanlarının sırtına yüklemek için önlemler almaya çalışıyor.
Hükümetin bu çabası karşısında, çalışanlar bu bedeli ödememek için direniyorlar.
Bir taraf, “sorunu biz yaratacağız, ceremesini siz emekçiler ödeyeceksiniz!” diyor.
Ekonomik ve siyasal kararları alanlar kim? Ülkedeki ekonomik yapıyı kurgulayanlar kim? Ankara ile ekonomik protokollar imzalayanlar kim? Dolayısıyla da, bu yanlış kararlar ve uygulamalar nedeniyle ülkeyi krize sürükleyen kim? Emekçiler mi, yoksa sermayedarlar ve onların temsilcisi siyasetçiler mi?
O zaman, ortada iki zıt taraf var; biri sermaye tarafı, diğeri emek tarafı…
Bu iki tarafın, bu koşullarda uzlaşması mümkün değildir!
Bu koşullarda sermaye ile nasıl “konsonsüs” sağlanacak? Taraflardan biri geri adım atması gerekecekse, bu hangi taraf olacak? “Konsensus” aynı fikir etrafında görüş birliğine varma, uzlaşma demektir.
Sıla hanım, “konsonsüs” derken, hangi temelde uzlaşılmasını öneriyor?
Sermaye kesimi HP’yi 9 aylığına değil de, 6 aylığına ödenmemesi noktasına gelirse, emek kesimi buna “tav olsun” mu diyor Sıla hanım?
Siyasal litiratürde bunun adı, sermaye işbirlikçiliğidir!
Emekçiler bu oyuna gelmemeli!

Yorumlar
Yorum Gönder