Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KKTC seçimleri, “müdahale” ve mücadele…

KKTC’de her bir seçim döneminde en çok kullanılan kelimelerin başında ne gelir diye sorsam, yanıtınız ne olurdu? Herhalde çoğunuz “müdahale” derdi hiç düşünmeden... Peki ama “müdahale” nedir? Y apay Z eka’ya ( A tificial I ntelligece) sorarsanız; “ Müdahale, bir duruma, olaya veya sürece dışarıdan birinin karışması, dahil olması veya etki etmesi anlamına gelir” diye yanıt alırsınız. Bakın, Ümit İnatçı, bu tanımlamaya dayanarak neler diyor? "Müdahale" sözcüğünü dil alışkanlığı olarak kullanıyoruz. İşin aslı şu ki Ankara'nın -saray güdümlü- seçimleri yönlendirme girişimi sadece bir sömürgeci tavrıdır. Bir yere, bir sürece, bir oluşuma müdahale etmiş olmak için "dışarılı" olmak lazım. Türkiye "KKTC"nin hem içidir hem de dışı. Egemen, müstakil bir devletmiş gibi davranmak bizi gerçeklikten kopardığı gibi akıl dışı davranışlar geliştirmemize de neden oldu. Türkiye'nin seçimlere "müdahil" olmaması gerektiğini düşünmek içinde yaşadığımız ha...

Allah artırsın!

Şu veya bu şekilde “ticarileştirilen” bir uygulama, uygulayanları, ister istemez, o ticari ilişkilerin dayandığı “ekonomik ilişkileri” dikkate almak, hatta, süreç içinde o “ekonomik ilişkilere” tamamıyla “ bağımlı” hale gelmek zorunda bırakır. Örneğin, siz kalkar da, kamusal eğitimi, veya sağlığı “ticarileştirirseniz”, başta niyetiniz bu olmasa bile, sizi kamusal eğitim ve sağlık faaliyetlerinizi mevcut ekonomik ilişkileri dikkate alarak yürütmek zorunda bırakır. Okullarımızda “okul aile birlikleri”nin geldiği noktaya bir bakın. Milli Eğitim Bakanlığı ve dolayısıyla da devlet maliyesi işin parasal harcamalar külfetinden kendini iyice sıyırmış, okulların nerdeyse tüm mali harcamalarını okul idarelerinin, onlar da aile birlikleri, hayırsever yurttaşlar ve askeri birliklerin üzerine yıkmışlardır. Aile birlikleri, mali açıdan güçlü olanlarla, olmayanlar olarak ikiye ayrılmış, dolayısıyla da zaten var olan okullar arası fırsat eşitsizliği bir o kadar daha büyümüştür. Sağlıkta devreye s...

Tufan Erhürman neye adaydır?

19 Ekim 2025 Cumhurbaşkanlığı seçiminin (herkes kendi penceresinden bakıyor olsa bile) Kıbrıs Türk toplumu açısından bir “kader seçimi” (“ Tükeniş seçimi” diyenler de var) olduğu noktasında nerdeyse tüm siyasiler birleşiliyorlar. “Sağ Cephe” (aslında bu cepheye “Klasik Sağ Cephe” demek daha doğru olacaktır) olarak bilinen Ersin Tatar cephesine dahil olanlar, seçim sonrası “egemen eşitlik ve uluslararası eşit statü” konusunun Türkiye ile birlikte ileriye götürüleceğini her vesileyle ima etmektedirler. Hatta, detaya da girerek, örneğin KKTC’nin dış işlerinin TC Dış İşleri Bakanlığı’na bağlanacağını dillendirenler bile var. “Sağ Cephe”nin ters kutbunda yer aldığı varsayılan “Sol Cephe” (aslında, amaç ve hedefler açısından “Sağ Cephe”den çok da farklı olmayan, daha çok hedefe ulaşma yöntemleri açısından farklılaşan bir sözde sol cephedir) de, TSK’nın 1974 işgalini “Barış Harekatı” olarak gören, Kıbrıs sorununun “konfederasyon” (iki eşit, egemen devlet temelinde bir çözüm) değil...