Ana içeriğe atla

“Peşimde 40 MİT ajanı dolaşıyor”dan “Yoğunlaşan Ölüm Tehditleri”ne …(*)



Cumhurbaşkanı Akıncı çok önemli bir açıklama yaptı geçen gün.

Akıncı’nın bu açıklaması satır satır incelenmeye değer.

Açıklama şöyleydi:

“Son zamanlarda ölüm tehditleri yine yoğunlaşmaya başladı. Dünyada bu kadar açık ölüm tehdidi yapılan başka bir Cumhurbaşkanı var mı bilmiyorum. Arkadaşlarımız ilgili yerlere gerekli bildirimleri bugün yaptılar. Bir işe yarar mı onu da bilmiyorum. Yurttaşlarımız dikkatli olmam için uyarı yapıyorlar. Nereye dikkat edeyim? Dıştan bir tehdidi göğüslemek mümkündür. Tehdit gerçekte dıştan olsa da artık ta içerinizden geliyorsa biraz zor. Ancak şunu açıklıkla belirtmek isterim. Ben her gün ölenlerden değilim. Vakti gelmişse bir defa ölürüm; ama toplumumun hak ettiği insanca, onurlu bir yaşama kavuşma mücadelesinden asla vazgeçmem.” (AKINCI- Yenidüzen)

Yani, Akıncı sürekli “ölüm tehditleri” alıyor da, son dönemde “yoğunlaşmaya başladı”. Hatta, o kadar yoğunlaşmış ki, Dünyada bu kadar açık ölüm tehdidi yapılan başka bir Cumhurbaşkanı var mı bilmiyorum.” diye soruyor Akıncı.

Ve, ekliyor hemen, “ Arkadaşlarımız ilgili yerlere gerekli bildirimleri bugün yaptılar. Bir işe yarar mı onu da bilmiyorum”

Anlamadım!

Bir ülkenin Cumhurbaşkanı, Başkomutanı “ölüm tehditleri” alacak ve bunu gerekli yerlere şikayet edecek ve, “Bir işe yarar mı onu da bilmiyorum” diyecek…

Yani, bu ülkenin Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın ve onun emrindeki PGM’nin bu konuda ne yapacağını “bilmiyorum” diyor Akıncı…

Başka ne diyor?

Yurttaşlarımız dikkatli olmam için uyarı yapıyorlar. Nereye dikkat edeyim?” diye yakınıyor…

Neden?

Çünkü, “Dıştan bir tehdidi göğüslemek mümkündür. Tehdit gerçekte dıştan olsa da artık ta içerinizden geliyorsa biraz zor.” diye ekliyor…

Bir dakika!

Ne demek yani, “ Tehdit gerçekte dıştan olsa da artık ta içerinizden geliyorsa…”?

Nasıl yani, “dıştan” ise, nasıl “içerinizden” olabilir?

Hem dıştan, hem içten tehditler mi? Hayır, öyle değil!

Ya nasıl?

Dıştan”dır, ama o “dışınızdaki” aynı zamanda da “içerinizde”dir. Hem de “ta” içerinizde…

Şimdi anladınız mı ne ima ediyor Akıncı? O aslında, “etle tırnak gibi olduklarımızdır bizi ölümle tehdit edenler” mi demek istiyor?

Şimdi, Akıncı’nın şu cümleleri daha anlamlı olur herhalde; “Arkadaşlarımız ilgili yerlere gerekli bildirimleri bugün yaptılar. Bir işe yarar mı onu da bilmiyorum”

Yani, acaba Akıncı şunu mu söylemeye çalışıyor? “Anamızı şey eden Kadı, kime anlatalım hali?”

***

2015 yılında, Cumhurbaşkanlığı seçimi propaganda döneminde, bir TV programında, Türkiye’nin işgalci olduğunu KSP adayı olarak vurguladığımda, Akıncı (o kendini beğenmiş tavrıyla) aynen şu karşılığı vermişti, “Ne yani, devrim mi yapalım? Silahlanıp dağa mı çıkalım?”

Halbuki ben “dağa çıkmaktan falan” bahsetmiyordum, tersine “dağdan gelenin, bağdakini kovmasına karşı çıkmak”tan bahsediyordum.

Akıncı’nın bugün, “ta içerinizden” dediklerini iyi ve doğru tahlil etmekten ve politikalarımızı ona göre belirlemekten bahsediyordum…

Akıncı, ne demek istediğimizi o gün anlamadı, anlamak istemedi, bugün de anlamadı, anlamak istemiyor.

Biz 20 Temmuz adamızın işgalinin başladığı gündür diyoruz…

Akıncı, “20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramınız Kutlu Olsun!” diyor…

O zaman, size de kutlu olsun sayın Akıncı!

***

Akıncı’nın son cümleleri ise şöyle, “Ancak şunu açıklıkla belirtmek isterim. Ben her gün ölenlerden değilim. Vakti gelmişse bir defa ölürüm; ama toplumumun hak ettiği insanca, onurlu bir yaşama kavuşma mücadelesinden asla vazgeçmem.”

Yoruma gerek var mı? Yok bence, birazcık hamaset, birazcık mazlum edebiyatı…

Yoksa, yakında seçim mi var?!?

(*)Not: Başlıktaki, “Peşimde 40 MİT ajanı Dolaşıyor”un anlamı ne? E, onu da siz bulun…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tufan Erhürman neye adaydır?

19 Ekim 2025 Cumhurbaşkanlığı seçiminin (herkes kendi penceresinden bakıyor olsa bile) Kıbrıs Türk toplumu açısından bir “kader seçimi” (“ Tükeniş seçimi” diyenler de var) olduğu noktasında nerdeyse tüm siyasiler birleşiliyorlar. “Sağ Cephe” (aslında bu cepheye “Klasik Sağ Cephe” demek daha doğru olacaktır) olarak bilinen Ersin Tatar cephesine dahil olanlar, seçim sonrası “egemen eşitlik ve uluslararası eşit statü” konusunun Türkiye ile birlikte ileriye götürüleceğini her vesileyle ima etmektedirler. Hatta, detaya da girerek, örneğin KKTC’nin dış işlerinin TC Dış İşleri Bakanlığı’na bağlanacağını dillendirenler bile var. “Sağ Cephe”nin ters kutbunda yer aldığı varsayılan “Sol Cephe” (aslında, amaç ve hedefler açısından “Sağ Cephe”den çok da farklı olmayan, daha çok hedefe ulaşma yöntemleri açısından farklılaşan bir sözde sol cephedir) de, TSK’nın 1974 işgalini “Barış Harekatı” olarak gören, Kıbrıs sorununun “konfederasyon” (iki eşit, egemen devlet temelinde bir çözüm) değil...

"Dürüst" oportünizm belki de hepsinden daha tehlikeli olanıdır!"

1. NOT: Değerli dostlar, malumunuz olduğu üzere, 9 Mayıs günü Facebook üzerinden alttaki yazdıklarımı paylaşmıştım. Bazı itirazlar oldu bu yazdıklarıma. Olabilir ve olmalıdır da. Ben fikirlerin eleştirildikçe zenginleşmesine katkı konduğunu düşünenlerdenim. Öncelikle, Ahmet Serdaroğlu’nun konuşma videosunu izlemediğim iddia edildi ısrarla. Ardından, izlemiş olabileceğim, ama yanlış anladığım, bu nedenle de yanlış yorumladığım iddia edildi. Bu nedenlerden ötürü, sözkonusu yazımı, adım adım yorumlayarak, herkesin anlayabileceği bir şekle sokarak sizlerin bilgisine tekrardan getirmek istiyorum. 9 Mayıs tarihli yazımı tırnak içinde ve bold yaparak, şimdiki yorumlarımı ise aralarda yazacağım. Yani, bir anlamda, o postumun yorumlanmış hali olacaktır bu yazım. Bu tartışmalardan çıkardığım önemli bazı çıkarımlarımı da yazının altına eklemek istiyorum. Altına görüş ve eleştirilerinizi yazarsanız mutlu olurum. İyi okumalar. ------------------ 9 Mayıs tarihli Facebook paylaşımım şöyle başlıyordu:...

Büyük komplo!

* Kendi arzu ve planlarını, “halk öyle istiyor” demagojisi ile gizleme sanatına şahitlik ettik. * BU KOMPLONUN GEREKÇE VE TEMEL AMAÇLARI > Türkiye Cumhuriyeti zorda! Çıkış yolu var mı? * Ekonomi, * Siyaset, * Uluslararası ilişkiler, hepsinde de zor günler yaşanıyor. Öcalanla anlaşmak lazım, ABD’den silah almak lazım, uçak almak lazım; ABD’ye milyarlar akıtmak lazım! Rusya’dan gaz alımını azaltmak lazım. Lazım-lazım-lazım… Karşılığında ABD’den “Meşruiyet” alınmıştır…   > Ya KKTC? >> TC’nin KKTC siyaseti de zorda, yeni bir imaj şart! * Tatar’a 5 yıldır uygulattırılan “iki eşit, egemen devlet temelinde çözüm olmazsa görüşme olmaz” şartı nedeniyle oluşan Kıbrıs Türk ve Türkiye liderlikleri çözüm istemiyor iddiası, Kıbrıs Rum liderliği federasyon oluşturmak için görüşmelere hazırdır, ama Kıbrıs Türk ve Türkiye liderlikleri hazır değildirler iddiası, * Bu duruma paralel KR tarafının geliştirdiği mütahhit tutuklamaları şeklindeki hukuksal süreçler inşaat sektörünü ve dolayı...