Ana içeriğe atla

Online eğitim mi dediniz?

Eğitimde eşitlik ve belirli bir yaşa kadar zorunlu ve parasız olması Anayasal bir gerekliliktir.

Buna rağmen burjuvalar bin bir mazeret üreterek, aslında onlar her öğrenciye eşit olanaklar sunduklarını ama öğrencilerin bu eşit olanaklardan yararlanmadığını, hatta utanmasalar, bazı öğrencilerin bu eşit olanaklardan yararlanacak kapasitede olmadıklarından dem vururlar…

En büyük iddiaları, “biz, devlet olarak, Hükümet olarak, Eğitim Bakanlığı olarak okul kuruyoruz, müfredat oluşturuyoruz, öğretmen sağlıyoruz, gerisi öğrenciye kalmıştır.” şeklindedir…

Ama gerçek bambaşkadır. Örneğin, okul yapıyorsunuz ama, okul var, okul var. Kimisi pırıl pırıl, kimisi yıkıldı, yıkılacak. Ama, eğitimde eşitlik şart!

Örneğin, eğitim malzemelerinin bir kısmını parasız veriyorsunuz ama, bazılarını öğrenciler satın almak zorunda. Alabilen var, alamayan var. Ama, eğitim hem zorunlu ve hem de parasız, öyle mi? Ve, aynı zamanda eğitimde eşitlik diyor anlayasanız!

Daha da çoğaltabiliriz eğitimdeki EŞİTSİZLİK ve Anayasa ihlali örneklerini, ama yeter.

Ve, şimdi kovid-19 pandemisi nedeniyle “on-line eğitim” yapacaksınız, öyle mi?

Peki, n’olacak Anayasanın eğitimde eşitlik ilkesi?

On-line eğitim için cihaza (tablet/labtop/akıllı telefon vs) ihtiyaç var değil mi? Tüm öğrencilerin var mı böylesi araçları? YOK!

On-line eğitim için internete ihtiyaç var, hem de doğru dürüst internet… Tüm öğrencilerin var mı internet olanakları? YOK!

O zaman, hangi on-line eğitimden bahsediyorsunuz?

Zaten eşitsiz olan eğitimi, daha da EŞİTSİZ hale getireceksiniz!

Zaten, sizler değil misiniz herkes okumak zorunda değil, çobana da ihtiyacımız var diyen?

Zaten, Anavatanınızı yöneten ve örnek aldığınız, kulu kölesi olduğunuz AKP mantalitesi değil mi, “bize cahiller gereklidir, eğitimliler değil!” diyen…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tufan Erhürman neye adaydır?

19 Ekim 2025 Cumhurbaşkanlığı seçiminin (herkes kendi penceresinden bakıyor olsa bile) Kıbrıs Türk toplumu açısından bir “kader seçimi” (“ Tükeniş seçimi” diyenler de var) olduğu noktasında nerdeyse tüm siyasiler birleşiliyorlar. “Sağ Cephe” (aslında bu cepheye “Klasik Sağ Cephe” demek daha doğru olacaktır) olarak bilinen Ersin Tatar cephesine dahil olanlar, seçim sonrası “egemen eşitlik ve uluslararası eşit statü” konusunun Türkiye ile birlikte ileriye götürüleceğini her vesileyle ima etmektedirler. Hatta, detaya da girerek, örneğin KKTC’nin dış işlerinin TC Dış İşleri Bakanlığı’na bağlanacağını dillendirenler bile var. “Sağ Cephe”nin ters kutbunda yer aldığı varsayılan “Sol Cephe” (aslında, amaç ve hedefler açısından “Sağ Cephe”den çok da farklı olmayan, daha çok hedefe ulaşma yöntemleri açısından farklılaşan bir sözde sol cephedir) de, TSK’nın 1974 işgalini “Barış Harekatı” olarak gören, Kıbrıs sorununun “konfederasyon” (iki eşit, egemen devlet temelinde bir çözüm) değil...

"Dürüst" oportünizm belki de hepsinden daha tehlikeli olanıdır!"

1. NOT: Değerli dostlar, malumunuz olduğu üzere, 9 Mayıs günü Facebook üzerinden alttaki yazdıklarımı paylaşmıştım. Bazı itirazlar oldu bu yazdıklarıma. Olabilir ve olmalıdır da. Ben fikirlerin eleştirildikçe zenginleşmesine katkı konduğunu düşünenlerdenim. Öncelikle, Ahmet Serdaroğlu’nun konuşma videosunu izlemediğim iddia edildi ısrarla. Ardından, izlemiş olabileceğim, ama yanlış anladığım, bu nedenle de yanlış yorumladığım iddia edildi. Bu nedenlerden ötürü, sözkonusu yazımı, adım adım yorumlayarak, herkesin anlayabileceği bir şekle sokarak sizlerin bilgisine tekrardan getirmek istiyorum. 9 Mayıs tarihli yazımı tırnak içinde ve bold yaparak, şimdiki yorumlarımı ise aralarda yazacağım. Yani, bir anlamda, o postumun yorumlanmış hali olacaktır bu yazım. Bu tartışmalardan çıkardığım önemli bazı çıkarımlarımı da yazının altına eklemek istiyorum. Altına görüş ve eleştirilerinizi yazarsanız mutlu olurum. İyi okumalar. ------------------ 9 Mayıs tarihli Facebook paylaşımım şöyle başlıyordu:...

Büyük komplo!

* Kendi arzu ve planlarını, “halk öyle istiyor” demagojisi ile gizleme sanatına şahitlik ettik. * BU KOMPLONUN GEREKÇE VE TEMEL AMAÇLARI > Türkiye Cumhuriyeti zorda! Çıkış yolu var mı? * Ekonomi, * Siyaset, * Uluslararası ilişkiler, hepsinde de zor günler yaşanıyor. Öcalanla anlaşmak lazım, ABD’den silah almak lazım, uçak almak lazım; ABD’ye milyarlar akıtmak lazım! Rusya’dan gaz alımını azaltmak lazım. Lazım-lazım-lazım… Karşılığında ABD’den “Meşruiyet” alınmıştır…   > Ya KKTC? >> TC’nin KKTC siyaseti de zorda, yeni bir imaj şart! * Tatar’a 5 yıldır uygulattırılan “iki eşit, egemen devlet temelinde çözüm olmazsa görüşme olmaz” şartı nedeniyle oluşan Kıbrıs Türk ve Türkiye liderlikleri çözüm istemiyor iddiası, Kıbrıs Rum liderliği federasyon oluşturmak için görüşmelere hazırdır, ama Kıbrıs Türk ve Türkiye liderlikleri hazır değildirler iddiası, * Bu duruma paralel KR tarafının geliştirdiği mütahhit tutuklamaları şeklindeki hukuksal süreçler inşaat sektörünü ve dolayı...