Ana içeriğe atla

Rakamlar yalan söylemez!


 

YSK’nın açıkladığı 1. Tur kesin sonuçlarına göre: (*)

Akıncı: %29.80 (2015 %26.95 )

Tatar: %32.34 (2015-Eroğlu: %28.15)

“Sol” (Akıncı + Tufan): %51.51,  (2015: %49.87)

Sağ (Tatar+Denktaş+Özersay+Arıklı ve diğerleri) : %48.49 (2015: %50.13)                                                                             

Tabii, mesele sol ve sağ olsa, bu rakamlar solun aleyhine olur, herhalde % 40’tan yukarı çıkmazdı. Ama, solun sol olmadığını, yani; solun bağrında sağın da var olduğunu görmeliyiz.

Birinci, önemli tespit bu!                                         

Bu noktada, sağın Tatar dışında var olan %16.15‘in hepsi Tatar’a gitmeyecek 2. Turda. Tersine, özellikle son hafta yaşananlar (TC müdahaleleri, Maraş açılımı vs) Özersay, Denktaş ve hatta Arıklı’nın UBP ve Tatar’a tepkisine neden olmuş, Özersay koalisyonu bozmuşsa, Denktaş “halkın iradesine müdahale” edildiğini dillendirmişse, Arıklı da, seçim sonrası “tabanının kandırılarak Tatar’a oy kaydırıldığından” şikayet etmişse, %16.15‘in önemli bir kısmının ya sandığa gitmeyeceğini, giderse Akıncı’ya oy vereceğini söylemek yanlış olmaz herhalde.

CTP (%21.71) taraftarlarına “sandığa gitmeyin” der mi? hiç sanmam. “tatar’a oy verin” der mi? mümkün değil. gizlice dese bile, buna kaç CTP’li uyar? dolayısıyla, en kötümser senaryoda, yani, “tabanımı serbest bıraktım” kararı alsa bile CTP, sandığa gideceklerin ezici çoğunluğu Akıncı’ya oy verecek. (Aylar öncesinde, CTP’nin aday çıkarmasının Akıncı’ya “darbe” değil, “katkı” olduğunu yazmıştım sosyal medyada. Çünkü, CTP aday çıkarmasa, içindeki sağ Akıncı’ya değil, diğer sağa yönelebilirdi. Halbuki, 1. Turda onları sağa karşı “cepheleştiren” CTP, 2. Turda rahatlıkla ve daha büyük rakamlarla Akıncı’ya yönlendirebileceğini iddia etmiştim, hala ayni düşünüyorum.)                                           

Yani, 1. Turun galibi Akıncı.                                                                                                         

Bu da, ikinci önemli tespit.

2015’te de Akıncı (%26.94) 1. Turda Eroğlu’nun (%28.15) ardından 2. çıkmasına rağmen, nasıl olduysa 2. Turda %60.50 oyla seçilmişti. (**)

1. Turda aldığı % 26.94‘ün üzerine %33.56 oy eklemişti.

Eroğlu (UBP) ise, 1. Turda aldığı %28.15‘in üzerine sadece %11.35 ekleyerek, %39.50 ile seçimi kaybetmişti.

Bu arada katılım %58.28. yani, şu veya bu nedenle katılmayanlar %41. 47. 5bin 51 oy da geçersiz. Gitmeyenler hangi taraftan? Özellikle boykotçular? Bunların bir kısmının da 2. Turda Akıncı lehine oyuna dahil olacaklarını söylemek spekülasyon mu olur?

Üstteki iki önemli tespit kadar kesin olmasa da, tüm bu gelişmelere bakarak, üçüncü önemli tespitimizi yazabiliriz; Akıncı 2. Turun da galibi olarak tekrardan Cumhurbaşkanı olacak.

Bu durumda sorulması gereken sorular:

  1. TC veya Ankara veya AKP veya Recep Tayyip Erdoğan (***) tüm uğraşlarına rağmen;

a) KKTC’de sağı birleştirecek “ortak aday” çıkaramamıştır Akıncı’nın karşısına…

Yani, sanıldığının aksine, TC’nin veya Ankara’nın veya AKP’nin veya Recep Tayyip Erdoğan’ın sağ partiler üzerinde “vesayeti” olduğu doğru değildir. Yani, Tatar ve UBP’si, Özersay ve HP’si, Denktaş ve DP’si, hatta Arıklı ve YDP’si öyle Türkiye’nin veya Ankara’nın veya AKP’nin veya Recep Tayyip Erdoğan’ın kontrolünde parti ve liderler değil, tersine bağımsız parti ve politikacılardır. Öyle mi?

b) Bu seçimlere dönük, TC tarafından veya Ankara tarafından veya AKP tarafından veya Recep Tayyip Erdoğan tarafından “verilmemiş rüşvet” ve “yapılmamış teklif” ve “çiğnenmemiş seçim yasağı” ve “yapılmamış ölüm tehditi” kalmamış olmasına rağmen, KKTC seçmeni, ki bu seçmenin çoğunluğu TC kökenlidir, ki bu seçmenin çoğunluğu sağ eğilimlidir, bu seçimde sağ adaylara, “sol” adaylardan az oy vermiştir. Ve ikinci Turda (2015’te olduğu gibi) daha da çok oyla “sol” bir adayı Cumhurbaşkanı yapacaktır.

Yok kardeşim, hepsi yalankülliyen yalan! Kıbrıs’ın kuzeyi TC’nin veya Ankara’nın veya AKP’nin veya Recep Tayyip Erdoğan’ın işgalindeymiş, sömürgesiymiş, alt yönetimiymiş! Yalan efendim! KKTC’de demokrasi var, özgürlük var. insan hakları var, söz hürriyeti var, basın özgürlüğü var, özgür irade var… Öyle mi?

  •  Siz hala daha, Akıncı ve Türkiye veya Ankara veya AKP veya Recep Tayyip Erdoğan arasında zıtlık olduğunu mu düşünüyorsunuz? Olsa bile, aslında, Kıbrıs sorununda ve görüşme masasında “dişe dokunur” bir fark veya ayrılıklarının olmadığı; aynı şekilde Doğu Akdeniz (kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge) politikalarının da aynı olduğunu görmek zor mu?
  • O zaman, tüm bu yaşananları nasıl açıklayacağız? Ben, TC devletinin ustaca biz oyun kurduğunu ve tüm figüranlarını da bu oyuna alet ettiğini düşünüyoruz.

“Anavatan-yavruvatan” tartışmasıyla temeli atılan, sonradan “savaş mıydı, zeytin dalı mıydı” “su muydu, kan mıydı” ile devam eden, “Akıncı’nın hainliği”ne varmış, o zaman, “hain ve ailesi ve yakınları öldürülmeli” tehditlerine ulaşmış bir oyun…

  • Amaç?

Birincisi, özellikle Crant Montana sonrası ettiği laflar dolayısıyla Akıncı’dan uzaklaşmış “solu” tekrardan Akıncı’nın etki alanına sokmak idi ve başarıldı. KSP ve DKB dışındaki TÜM sol parti ve guruplar Akıncı’nın etki alanına sokulmuş oldu.

İkincisi ise, ki bu aslında esas amaçtır; “Türkiye ile veya Ankara ile veya AKP ile veya Recep Tayyip Erdoğan ile kavgalı bir Akıncı buna rağmen seçimi kazanmış, Kıbrıs Türk halkının iradesi tecelli etmiştir” algısının oluşturulması… Ve, bu algı sadece Kıbrıslı Türkler nezdinde değil, Kıbrıslı Rumlar da dahil, tüm dünya kamuoyu nezdinde oluşturulmuştur.

  •  Niye? “Anavatanı” ile kavga ederek halkının iradesini temsil eden Akıncı’yı kolay kolay “TC’nin adamı” ilan edebilir mi, Kıbrıs Rum burjuvaları bu noktada? Etseler de inandırıcı olurlar mı? Hayır!

O zaman, Akıncı ile anlaşamayanların Türkiye ile değil de, Kıbrıs Türk halkı ile anlaşma istemedikleri sonucu çıkarılıp dayatılmaya çalışılacak. “Anastasiadis bu Akıncı ile de anlaşamıyorsa, artık bu temelde görüşme yapmak boşunadır. Ya iki devlet görüşürüz, ya da onlar yoluna, biz yolumuza!”

İşte, TC’nin veya Ankara’nın veya AKP’nin veya Recep Tayyip Erdoğan’ın başımıza örmeye çalıştığı oyun, böyle bir oyundur.

Siz hala, KKTC’de “demokrasi kazandı”, “halkın iradesi kazandı”, “Erdoğan’a karşı Akıncı kazandı” mı diyorsunuz?

Kolaylıklar dilerim…

(*)

2015 1. Tur resmi sonuçları

Aday AdıOy Toplamı  %  
Mustafa Onurer4280.40
Sibel Siber24,27122.53
Kudret Özersay22,89521.25
Derviş Eroğlu30,32828.15
Mustafa Ulaş2590.24
Mustafa Akıncı29,03026.94
Arif Salih Kırdağ5300.49

2015 2. Tur resmi sonuçları

Aday AdıOy Toplamı                           %  
MUSTAFA AKINCI67,03260,50
DERVİŞ EROĞLU43,76339.50

(****)Böylesi, öznesi bol seçenekli cümle kurmamızın birinci nedeni, “solcularımızın” her birinin sorunları farklı öznelere bağlamalarıdır. İkincisi de, bu öznelerin aslında Kıbrıs sorunu sözkonusu olunca bir ve aynı olduğunu vurgulamak içindir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tufan Erhürman neye adaydır?

19 Ekim 2025 Cumhurbaşkanlığı seçiminin (herkes kendi penceresinden bakıyor olsa bile) Kıbrıs Türk toplumu açısından bir “kader seçimi” (“ Tükeniş seçimi” diyenler de var) olduğu noktasında nerdeyse tüm siyasiler birleşiliyorlar. “Sağ Cephe” (aslında bu cepheye “Klasik Sağ Cephe” demek daha doğru olacaktır) olarak bilinen Ersin Tatar cephesine dahil olanlar, seçim sonrası “egemen eşitlik ve uluslararası eşit statü” konusunun Türkiye ile birlikte ileriye götürüleceğini her vesileyle ima etmektedirler. Hatta, detaya da girerek, örneğin KKTC’nin dış işlerinin TC Dış İşleri Bakanlığı’na bağlanacağını dillendirenler bile var. “Sağ Cephe”nin ters kutbunda yer aldığı varsayılan “Sol Cephe” (aslında, amaç ve hedefler açısından “Sağ Cephe”den çok da farklı olmayan, daha çok hedefe ulaşma yöntemleri açısından farklılaşan bir sözde sol cephedir) de, TSK’nın 1974 işgalini “Barış Harekatı” olarak gören, Kıbrıs sorununun “konfederasyon” (iki eşit, egemen devlet temelinde bir çözüm) değil...

"Dürüst" oportünizm belki de hepsinden daha tehlikeli olanıdır!"

1. NOT: Değerli dostlar, malumunuz olduğu üzere, 9 Mayıs günü Facebook üzerinden alttaki yazdıklarımı paylaşmıştım. Bazı itirazlar oldu bu yazdıklarıma. Olabilir ve olmalıdır da. Ben fikirlerin eleştirildikçe zenginleşmesine katkı konduğunu düşünenlerdenim. Öncelikle, Ahmet Serdaroğlu’nun konuşma videosunu izlemediğim iddia edildi ısrarla. Ardından, izlemiş olabileceğim, ama yanlış anladığım, bu nedenle de yanlış yorumladığım iddia edildi. Bu nedenlerden ötürü, sözkonusu yazımı, adım adım yorumlayarak, herkesin anlayabileceği bir şekle sokarak sizlerin bilgisine tekrardan getirmek istiyorum. 9 Mayıs tarihli yazımı tırnak içinde ve bold yaparak, şimdiki yorumlarımı ise aralarda yazacağım. Yani, bir anlamda, o postumun yorumlanmış hali olacaktır bu yazım. Bu tartışmalardan çıkardığım önemli bazı çıkarımlarımı da yazının altına eklemek istiyorum. Altına görüş ve eleştirilerinizi yazarsanız mutlu olurum. İyi okumalar. ------------------ 9 Mayıs tarihli Facebook paylaşımım şöyle başlıyordu:...

Büyük komplo!

* Kendi arzu ve planlarını, “halk öyle istiyor” demagojisi ile gizleme sanatına şahitlik ettik. * BU KOMPLONUN GEREKÇE VE TEMEL AMAÇLARI > Türkiye Cumhuriyeti zorda! Çıkış yolu var mı? * Ekonomi, * Siyaset, * Uluslararası ilişkiler, hepsinde de zor günler yaşanıyor. Öcalanla anlaşmak lazım, ABD’den silah almak lazım, uçak almak lazım; ABD’ye milyarlar akıtmak lazım! Rusya’dan gaz alımını azaltmak lazım. Lazım-lazım-lazım… Karşılığında ABD’den “Meşruiyet” alınmıştır…   > Ya KKTC? >> TC’nin KKTC siyaseti de zorda, yeni bir imaj şart! * Tatar’a 5 yıldır uygulattırılan “iki eşit, egemen devlet temelinde çözüm olmazsa görüşme olmaz” şartı nedeniyle oluşan Kıbrıs Türk ve Türkiye liderlikleri çözüm istemiyor iddiası, Kıbrıs Rum liderliği federasyon oluşturmak için görüşmelere hazırdır, ama Kıbrıs Türk ve Türkiye liderlikleri hazır değildirler iddiası, * Bu duruma paralel KR tarafının geliştirdiği mütahhit tutuklamaları şeklindeki hukuksal süreçler inşaat sektörünü ve dolayı...