Ana içeriğe atla

Seçim Değerlendirmesi 1: Demokrasi ve hukukun üstünlüğü

 Bu makale dizisi aslen tek yazı olarak kurgulanmıştır. Ancak, uzunluğu nedeniyle 3 güne bölmek zorunda kalınmıştır. Okuyucunun, 3 yazı da yayımlandıktan sonra, 3’ünü bir arada tekrardan okunması önerilir.


11 Ekim 2020’de 1. turu gerçekleşen “cumhurbaşkanlığı seçimi”, hiçbir adayın %50 üzerinde bir oy alamamış olması nedeniyle 2. Tura kalmıştır. En çok oy alan 2 aday 2. tura kaldılar.

18 Ekim günü yapılan 2. Tur sonucunda Ersin Tatar 4412 oy farkla seçimi kazanarak yeni Cumhurbaşkanı oldu.

Bu kadar basit mi?

Evet, bu kadar basit.

YSK (Yüksek Seçim Kurulu) öyle diyor…

Olsun!

Yaşasın demokrasi!

Yaşasın yeni Cumhurbaşkanımız Ersin Tatar!

Yani, yapıldığı iddia edilen “ölüm tehditlerinin” hiç mi önemi yok? Kapandı mı yani şimdi o konu, araştırılmayacak mı? Doğru olup olmadığı ortaya çıkarılmayacak mı? Doğruysa, failleri bulunup, cezalandırılmayacak mı?

Mustafa Akıncı, “Türkiye’yi yönetene bağlı, istihbarat işleri yapan bir kurum tarafından, aday olmamam için ben, ailem ve yakınlarım ölümle tehdit edildim” demişti devletin televizyonunda…

YSK herhangi bir açıklama yaptı mı bu konuyla ilgili?

Ben duymadım.

Yani, seçimin düzeninden sorumlu YSK, bu konuyu kayda değer bir konu olarak değerlendirmedi mi?

Olsun!

Yaşasın hukukumuz!

Yaşasın yeni Cumhurbaşkanımız Ersin Tatar!

Peki ya, GKK (Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı) yaptı mı herhangi bir açıklama bu konuda?

Yapmıştır herhalde canım, o kadar da değil!

Yapmadıysa da, failleri bulunca yapacak herhalde…

Rahat olun, GKK’ya bağlı polis teşkilatımız “iz peşinde”…

“iz” mi bulmuşlar?

Bulmuşlar tabi! Hem de sesli. Yani, sesli mesaj.

Nasıl yani, telefonlar, sesli mesajlar falan dinleniyor mu birileri tarafından?

Birileri değil, güvenlik güçleri tarafından…

Eeee? Ses kaydı olduğuna göre, bulmuşlardır failleri…

Hayır! Yanlış kişiyi tutuklayıp, 5 saat sorguladıktan sonra, sesin sahibi o değil diyerek ve dava okumadan salıvermişler. Sözkonusu kişi üyesi olduğundan BY (Bağımsızlık Yolu) bir mesaj yayınladı konu ile ilgili.

Yani, sesli ‘whatsapp’  mesajına polis ulaşabiliyor ama, Cumhurbaşkanı’nın Özel Kalem Müdürü’ne telefoniyen iletilen bir ölüm tehditi kaydına ulaşılamıyor, öyle mi?

Neyse, ses kaydı olduğuna göre, önünde sonunda bulacaklar failleri…

Umarım…

Afrika saldırganlarından “aranan 9 kişi” n’oldu sahi?

Olsun!

Yaşasın GKK’mız!

Yaşasın yeni Cumhurbaşkanımız!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tufan Erhürman neye adaydır?

19 Ekim 2025 Cumhurbaşkanlığı seçiminin (herkes kendi penceresinden bakıyor olsa bile) Kıbrıs Türk toplumu açısından bir “kader seçimi” (“ Tükeniş seçimi” diyenler de var) olduğu noktasında nerdeyse tüm siyasiler birleşiliyorlar. “Sağ Cephe” (aslında bu cepheye “Klasik Sağ Cephe” demek daha doğru olacaktır) olarak bilinen Ersin Tatar cephesine dahil olanlar, seçim sonrası “egemen eşitlik ve uluslararası eşit statü” konusunun Türkiye ile birlikte ileriye götürüleceğini her vesileyle ima etmektedirler. Hatta, detaya da girerek, örneğin KKTC’nin dış işlerinin TC Dış İşleri Bakanlığı’na bağlanacağını dillendirenler bile var. “Sağ Cephe”nin ters kutbunda yer aldığı varsayılan “Sol Cephe” (aslında, amaç ve hedefler açısından “Sağ Cephe”den çok da farklı olmayan, daha çok hedefe ulaşma yöntemleri açısından farklılaşan bir sözde sol cephedir) de, TSK’nın 1974 işgalini “Barış Harekatı” olarak gören, Kıbrıs sorununun “konfederasyon” (iki eşit, egemen devlet temelinde bir çözüm) değil...

"Dürüst" oportünizm belki de hepsinden daha tehlikeli olanıdır!"

1. NOT: Değerli dostlar, malumunuz olduğu üzere, 9 Mayıs günü Facebook üzerinden alttaki yazdıklarımı paylaşmıştım. Bazı itirazlar oldu bu yazdıklarıma. Olabilir ve olmalıdır da. Ben fikirlerin eleştirildikçe zenginleşmesine katkı konduğunu düşünenlerdenim. Öncelikle, Ahmet Serdaroğlu’nun konuşma videosunu izlemediğim iddia edildi ısrarla. Ardından, izlemiş olabileceğim, ama yanlış anladığım, bu nedenle de yanlış yorumladığım iddia edildi. Bu nedenlerden ötürü, sözkonusu yazımı, adım adım yorumlayarak, herkesin anlayabileceği bir şekle sokarak sizlerin bilgisine tekrardan getirmek istiyorum. 9 Mayıs tarihli yazımı tırnak içinde ve bold yaparak, şimdiki yorumlarımı ise aralarda yazacağım. Yani, bir anlamda, o postumun yorumlanmış hali olacaktır bu yazım. Bu tartışmalardan çıkardığım önemli bazı çıkarımlarımı da yazının altına eklemek istiyorum. Altına görüş ve eleştirilerinizi yazarsanız mutlu olurum. İyi okumalar. ------------------ 9 Mayıs tarihli Facebook paylaşımım şöyle başlıyordu:...

Büyük komplo!

* Kendi arzu ve planlarını, “halk öyle istiyor” demagojisi ile gizleme sanatına şahitlik ettik. * BU KOMPLONUN GEREKÇE VE TEMEL AMAÇLARI > Türkiye Cumhuriyeti zorda! Çıkış yolu var mı? * Ekonomi, * Siyaset, * Uluslararası ilişkiler, hepsinde de zor günler yaşanıyor. Öcalanla anlaşmak lazım, ABD’den silah almak lazım, uçak almak lazım; ABD’ye milyarlar akıtmak lazım! Rusya’dan gaz alımını azaltmak lazım. Lazım-lazım-lazım… Karşılığında ABD’den “Meşruiyet” alınmıştır…   > Ya KKTC? >> TC’nin KKTC siyaseti de zorda, yeni bir imaj şart! * Tatar’a 5 yıldır uygulattırılan “iki eşit, egemen devlet temelinde çözüm olmazsa görüşme olmaz” şartı nedeniyle oluşan Kıbrıs Türk ve Türkiye liderlikleri çözüm istemiyor iddiası, Kıbrıs Rum liderliği federasyon oluşturmak için görüşmelere hazırdır, ama Kıbrıs Türk ve Türkiye liderlikleri hazır değildirler iddiası, * Bu duruma paralel KR tarafının geliştirdiği mütahhit tutuklamaları şeklindeki hukuksal süreçler inşaat sektörünü ve dolayı...