Ana içeriğe atla

İyi taktik vallahi!



 İyi taktik vallahi!

Da…

Nereye kadar?

“Şu ‘Kıbrıs Kıbrıslılarındır!’ diyenler, aslında Kıbrıs milliyetçisidirler” diyor Bağımsızlık Yolu.

Bunu söyleyerek, aslında, “Biz BY olarak milliyetçilikten yana değil, enternasyonalizmden yanayız.” demek istiyorlar.

Kanıt?

“Kanıt, bizim BY olarak ‘Kıbrıs Kıbrıslılarındır milliyetçilerine karşı duruşumuz ve buna karşı ‘Bütün Halklar Kardeştir!’ şiarımız en büyük kanıttır.”

Bu kadar basit mi? Evet, bu kadar basit!!!

Tam bir ‘düz mantık’. Ama, düz mantık ötesinde şöyle bir taktiki yaklaşım var aslında; senden kötüsüne karşı çık, çıkamıyorsan da çıkar gibi yap, kendini akla!

Nasıl taktik ama!!!

İyi de, sormazlar mı adama, ‘Kıbrıs Kıbrıslılarındır’ hareketinin milliyetçiliği nereden geliyor diye? Bu bir burjuva milliyetçiliğidir, değil mi? Bu milliyetçiliğin temeli veya isterseniz en çarpıcı göstergesi Kıbrıs sorunu ve çözümü konusunda savunulan burjuva siyaset değil mi?

Peki ama, Bağımsızlık Yolu ne diyor Kıbrıs sorununun çözümü konusunda? Tek yol federasyon demiyor mu?

Onlar federasyonun “tek çözüm yolu” olduğunu söylemiyorlar mı?

Daha da ötesi, “federasyon dışında çözüm aramanın boşa çaba” olduğunu iddia etmiyorlar mı?

Yoksa, acaba BY federasyon derken aslında ‘sosyalist bir federasyon’dan mı bahsediyor? Haşa! Hayalperestliğin lüzumu yok! Bildiğimiz federal Kıbrıs’tan söz ediyorlar. Şu, BM gözetiminde gerçekleştirilen görüşmelerle ve BM prensipleri temelinde, garantör devletlerin de desteğiyle, iki toplum liderinin varacağı bir federal Kıbrıs’tır destekledikleri. Yani, burjuvaların, burjuva devletler ve kurumlar yardımıyla, burjuva bir birlik olan Avrupa Birliğin’e girişi de sağlayacak olan burjuva federal bir devlet…

Yani, Bağımsızlık Yolu da, tıpkı Kıbrıs Kıbrıslılarındır grubu gibi Kıbrıs sorununun çözümü konusunda kendini burjuva emperyalist çemberle sınırlamıştır, dışına çıkamıyor. Dahası, bu çember dışında siyaset ve çözüm önerenlerin de “boşa uğraş” içinde olduklarını iddia ediyor.

Burjuva siyasetten kopamayan, burjuva çember dışına çıkamayan Bağımsızlık Yolu, Kıbrıs Kıbrıslılarındır grubunu milliyetçilik yapmakla itham ediyor…

Bunu yaparak aslında, Bağımsızlık Yolu, Kıbrıs Kıbrıslılarındır grubu kadar açık ve net olmayan milliyetçiliklerini, burjuva milliyetçiliklerini gizlemeye çalışıyor.

Tıpkı, Türk faşisti Bozkurtların, ELAM faşistlerini kötülerken amaçladıkları kendi faşist düşüncelerini gizlemeye çalıştıkları gibi…

Şu burjuvalar tam bir taktik ustasıdırlar.

İyi de, nereye kadar?

Birileri bu yalancıların mumunu söndürene kadar!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tufan Erhürman neye adaydır?

19 Ekim 2025 Cumhurbaşkanlığı seçiminin (herkes kendi penceresinden bakıyor olsa bile) Kıbrıs Türk toplumu açısından bir “kader seçimi” (“ Tükeniş seçimi” diyenler de var) olduğu noktasında nerdeyse tüm siyasiler birleşiliyorlar. “Sağ Cephe” (aslında bu cepheye “Klasik Sağ Cephe” demek daha doğru olacaktır) olarak bilinen Ersin Tatar cephesine dahil olanlar, seçim sonrası “egemen eşitlik ve uluslararası eşit statü” konusunun Türkiye ile birlikte ileriye götürüleceğini her vesileyle ima etmektedirler. Hatta, detaya da girerek, örneğin KKTC’nin dış işlerinin TC Dış İşleri Bakanlığı’na bağlanacağını dillendirenler bile var. “Sağ Cephe”nin ters kutbunda yer aldığı varsayılan “Sol Cephe” (aslında, amaç ve hedefler açısından “Sağ Cephe”den çok da farklı olmayan, daha çok hedefe ulaşma yöntemleri açısından farklılaşan bir sözde sol cephedir) de, TSK’nın 1974 işgalini “Barış Harekatı” olarak gören, Kıbrıs sorununun “konfederasyon” (iki eşit, egemen devlet temelinde bir çözüm) değil...

"Dürüst" oportünizm belki de hepsinden daha tehlikeli olanıdır!"

1. NOT: Değerli dostlar, malumunuz olduğu üzere, 9 Mayıs günü Facebook üzerinden alttaki yazdıklarımı paylaşmıştım. Bazı itirazlar oldu bu yazdıklarıma. Olabilir ve olmalıdır da. Ben fikirlerin eleştirildikçe zenginleşmesine katkı konduğunu düşünenlerdenim. Öncelikle, Ahmet Serdaroğlu’nun konuşma videosunu izlemediğim iddia edildi ısrarla. Ardından, izlemiş olabileceğim, ama yanlış anladığım, bu nedenle de yanlış yorumladığım iddia edildi. Bu nedenlerden ötürü, sözkonusu yazımı, adım adım yorumlayarak, herkesin anlayabileceği bir şekle sokarak sizlerin bilgisine tekrardan getirmek istiyorum. 9 Mayıs tarihli yazımı tırnak içinde ve bold yaparak, şimdiki yorumlarımı ise aralarda yazacağım. Yani, bir anlamda, o postumun yorumlanmış hali olacaktır bu yazım. Bu tartışmalardan çıkardığım önemli bazı çıkarımlarımı da yazının altına eklemek istiyorum. Altına görüş ve eleştirilerinizi yazarsanız mutlu olurum. İyi okumalar. ------------------ 9 Mayıs tarihli Facebook paylaşımım şöyle başlıyordu:...

Büyük komplo!

* Kendi arzu ve planlarını, “halk öyle istiyor” demagojisi ile gizleme sanatına şahitlik ettik. * BU KOMPLONUN GEREKÇE VE TEMEL AMAÇLARI > Türkiye Cumhuriyeti zorda! Çıkış yolu var mı? * Ekonomi, * Siyaset, * Uluslararası ilişkiler, hepsinde de zor günler yaşanıyor. Öcalanla anlaşmak lazım, ABD’den silah almak lazım, uçak almak lazım; ABD’ye milyarlar akıtmak lazım! Rusya’dan gaz alımını azaltmak lazım. Lazım-lazım-lazım… Karşılığında ABD’den “Meşruiyet” alınmıştır…   > Ya KKTC? >> TC’nin KKTC siyaseti de zorda, yeni bir imaj şart! * Tatar’a 5 yıldır uygulattırılan “iki eşit, egemen devlet temelinde çözüm olmazsa görüşme olmaz” şartı nedeniyle oluşan Kıbrıs Türk ve Türkiye liderlikleri çözüm istemiyor iddiası, Kıbrıs Rum liderliği federasyon oluşturmak için görüşmelere hazırdır, ama Kıbrıs Türk ve Türkiye liderlikleri hazır değildirler iddiası, * Bu duruma paralel KR tarafının geliştirdiği mütahhit tutuklamaları şeklindeki hukuksal süreçler inşaat sektörünü ve dolayı...