Ana içeriğe atla

23 Ocak seçimleri ve sonuçların değerlendirilmesi

 

Genel olarak burjuva seçimlere ve özel olarak da 23 Ocak seçimlerine dönük tavır ne olmalı?

Burjuva demokrasisinin en mükemmelinin dahi burjuva sınıfın, diğer sınıf ve tabakaları baskı altına alarak yönetmesine yarayan bir demokrasi olduğundan hiçbir şüpheniz olmasın.

* KKTC’de bütün seçimler (sadece milletvekilliği seçimleri değil, yerel yönetim seçimleri ve cumhurbaşkanlığı seçimleri de dahil) olduğu gibi, bizzat KKTC’nin kendisi de TC’nin kontrolü altındadır.

Bunu çok iyi bilen bizler, bu gerçeği halka da anlatabilmek ve onları buna karşı örgütleyebilmek için seçim ortamlarını kullanmayı reddetmiyoruz. Tersine, bu tür seçim maskaralıklarını halkla birlikte reddetmek ve farklı alternatifler geliştirmek için, bu tür seçim ortamları da dahil, her türlü ortamlarda propaganda ve ajitasyon çalışması yapmamızın şart olduğuna inanıyoruz.

* KSP olarak, bir dizi nedenden dolayı aday çıkarmayı başaramadık. MK’mız, seçim ortamını barış, egemenlik ve özgürlük mücadelesi için zemin olarak kullanmak amacıyla 8 maddelik bir mücadele zeminini tüm “sol” partilere duyurarak işbirliği yapmayı önerdi. 

Hiçbir partiden somut bir yanıt gelmemesine rağmen parti MK’mız işbirliği zemini olarak koyduğumuz 8 maddeye en yakın parti olarak BY’yi gördüğünden BY’yi seçim sürecinde şartlı olarak destekleme kararı aldığını duyurdu. 

*Şartlı destekten kasıt, BY ile KSP arasında var olan siyasi ve ideolojik farkların üstünün örtülmeyeceği, hatta bu yönde BY’yi eleştirmekten geri durulmayacağının da açıklanacağı bir işbirliğine gidileceği idi ve öyle yapıldı. (KSP TV üzerinden, sosyal medya hesaplarımızdan ve diğer medya da kullanılarak BY’ye destek verilirken, iki parti arasındaki siyasi ideolojik farklılıklar üzerinde de duruldu)

2. Seçim Sonuçları

* Katılım Oranı: 

Lefkoşa’da seçimekatılım %60,07, Mağusa’da %54,40, Girne’de %52,20, Güzelyurt’ta %58,30, Lefke’de %62,18, İskele’de %62.24, KKTC genelinde ise %58,23 olarak gerçekleşti. 

Yıllara göre seçime katılım oranları şöyle:

2003 – %86.0

2005 – %80.82

2009 – %81.7

2013 – %69.61

2018 – %66.14

2022 – %58.23

Görüleceği gibi, bu veriler seçime katılımın zaman içinde azaldığını göstermektedir. 2005-2009 arası dönem hariç, her dönemde %6-10 arası bir düşüş göstermektedir.

Bu  veriler iki önemli noktaya daha işaret eder. 

Birincisi, 2020 CB seçimi 1. tur katılım oranı %58,29 olmuştu. Bu CB seçimlerinde elde edilen en düşük katılım idi. 

Aynı seçimin 2. turunda ise katılım %67.29’a yükselmişti. Yani %9’luk bir artış ortaya çıkmıştı. Ve bu katılımla Tatar seçimi kazanmıştı.

Yani; o seçimde günümüz boykotçularının neredeyse tümünün de Akıncı’ya destek verdiği ve 1. turda da seçime katıldıkları düşünüldüğünde, bu 2. turda seçime dahil olanların hem ezici bir çoğunluğunun İskele bölgesinden olduğu, hem de Tatar’ın oylarında görülen artış nedeniyle sağ oylar olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yani 1. turda %9 civarındaki boykotçu oyların sağa ait oylar olduğu, daha da önemlisi sağ egemen güçler tarafından (TC tarafından) manipüle edilebilir oylar olduğu da rahatlıkla söylenebilir.

Yani; kendilerini TC’nin işgaline karşı ve barışçı olarak tanımlayan “boykotçular” olmadan da aynı düşük katılım yüzdeliğinin elde edilebileceğinin kanıtıdır 2020 CB seçimi 1. turu.

Yani; 2020 CB 1. turdaki oran (%58.29) ile 2022 MV seçimlerindeki oranın (%58.23) nerdeyse eşit olması “boykotçuların” kayda değer bir oranda olmadıklarını göstermektedir. En azından, 2022 MV seçimlerindeki %41.77 katılmama oranı içindeki payın çok düşük olduğu rahatlıkla görülebilmektedir.

Üstelik, iddia edildiği gibi boykotçuların UBP’ye yarayacak oranda bir etkiye sahip olmadıkları da ortaya çıkmıştır. Tersine, boykot koşullarına rağmen 2018 seçimlerine kıyasla CTP oylarını artırmış ve (UBP 3 vekil fazladan çıkarırken) 6 vekil fazla çıkarmıştır. 

CTP, “boykotçulara” rağmen, oylarını %51.17 oranında artırmıştır.

PARTİ2018 MÜHÜR2022 MÜHÜRDEĞİŞİMDEĞİŞİM ORANI (%)
UBP367583901422566,14
CTP20691312791058851,17
DP78047103-701-8,98
TKP24721428-1044-42,23
BY017291729
YDP71786297-881-12,27
HP168346255-10579-62,84
TDP78513995-3856-49,11

Devrim Barçın’dan aldığımız bu tablodaki verilere bakıldığında, CTP ve UBP’nin oylarını artırmasının iki farklı nedeni olduğu söylenebilir. Birincisi, 2018’deki “mekezden kaçış eğiliminin” (UBP ve CTP’den kayış; HP ve YDP kurulmuştur, DP, TKP ve TDP nispeten canlanmıştır) tersine dönerek, HP, YDP ve TDP’ye kayan seçmenin tekrardan “merkeze dönüş eğilimi” (CTP ve UBP’ye dönüş) içine girdiğini görüyoruz. Bu eğilimin, en azından sağ açısından, 2020 CB seçimlerinde başladığını ve organize edildiğini söylemek pek de yanlış olmasa gerek. 

2020 CB seçimlerinde farklı yöntem ve saiklerle YDP, DP ve HP’nin altı oyulmuş ve seçmeni UBP adayına kaydırılmıştı. DP’nin bu süreci Denktaşları partiden uzaklaştırarak en az zararla frenlediği söylenebilir. 

YDP ise, CB seçimi sonrasında da devam ettirilen operasyonlarla (Zaoğlu’nun ayrılıp parti kurması, ardından da UBP’ye iltihakı) büyük zarara uğratılmıştır. (Zaroğlu’nun, kontenjan adayı olmasına rağmen seçilememesi ise bambaşka bir konudur.) 

Aynı operasyon HP içinde de uygulanmış, 3 MV istifa ettirilerek UBP’ye iltihak ettirilmişlerdir. HP de kolay kolay toparlayamayacağı yaralar almıştır. 

Tüm bunlara rağmen UBP’nin beklenen güce (tek başına iktidar) ulaşamamış olması, 2018’deki mühür sayısını sadece 2256 adet artırmasına karşılık, 2022 MV seçimlerinden en çok güçlenerek çıkan partinin CTP olması (10.588 fazladan mühür ve fazladan 6 vekil) düşündürücüdür.

İkincisi ise, tüm burjuva dünyada olduğu gibi, kktc seçimleri de bize çarpıcı bir gerçeği tekrardan hatırlatmıştır; seçim sonucunda ortaya çıkan hükümetler genellikle toplumun %50’sinden azının oyunu alan partilerce oluşturulmaktadır.

Partilerin duyurulan oy yüzdelikleri var olan nüfus üzerinden değildir; çok daha azıdır. Var olan seçmen nüfus üzerinden de değildir; çok daha azıdır. Bu oranlar seçime katılanların sayısı üzerinden elde edilmiş bir yüzdeliktir ve hiçbir koşulda ülke insanının veya seçmen sayısının yarısından çoğu değildir. 

Yani; toplumlar, nüfusun küçük bir kesiminin desteklediği kişi ve partiler, yani siyasetler tarafından yönetilmektedirler.

Yani, aslında burjuva demokrasisi çoğunluğun değil, azınlığın yönetimidir. 

2022 MV seçiminin en çok kazananı BY’dir

BY, tüm ideolojik hata ve eksikliklerine rağmen 23 Ocak seçimlerinde ses getirmiş, geleneksel seçim partilerinin dışında bir siyaset ortaya koymayı becerebilmiştir.

BY, kendini emeçilerin partisi olarak adlandırarak ve ortaya koyduğu öneri ve önermelerle de diğer “emekçi partilerinden” ayırmış, onlar gibi sırf oy için değil, gerçek anlamda da küçük üreticinin, küçük esnafın ve küçük çiftçinin partisi olduğunu göstermiştir. 

BY, kapitalist sistemi aşmadan, küçük üreticinin korunabileceğini, küçük üreticiyi tekellere (onlar ultra zenginler der) karşı koruyabilecek bir sistemin yaratılabileceğini savunan bir partidir. 

BY’nin “Muhalefet Programı”ndaki tüm ekonomik ve sosyal öneri ve önergeleri bu çerçevede hazırlanmış ve sunulmuş öneri ve önergelerdir.

Önümüzdeki süreçte bu yönde gelişme göstermesini, politikalarını kapitalizm çemberi ile sınırlamayıp, küçük üreticinin kaderinin işçi sınıfının ekonomik ve siyasal kaderine bağlı olduğunu görmesi ve ona göre pozisyon almayı becerebilmesini görmeyi çok istiyorum.

Aksi takdirde, BY de diğer reformist parti ve siyasetler gibi kapitalizmin çeperlerine çarpıp etkisizleşecektir. 

Bu, ne ülke işçi sınıfına, ne küçük üreticiye yaramayacaktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tufan Erhürman neye adaydır?

19 Ekim 2025 Cumhurbaşkanlığı seçiminin (herkes kendi penceresinden bakıyor olsa bile) Kıbrıs Türk toplumu açısından bir “kader seçimi” (“ Tükeniş seçimi” diyenler de var) olduğu noktasında nerdeyse tüm siyasiler birleşiliyorlar. “Sağ Cephe” (aslında bu cepheye “Klasik Sağ Cephe” demek daha doğru olacaktır) olarak bilinen Ersin Tatar cephesine dahil olanlar, seçim sonrası “egemen eşitlik ve uluslararası eşit statü” konusunun Türkiye ile birlikte ileriye götürüleceğini her vesileyle ima etmektedirler. Hatta, detaya da girerek, örneğin KKTC’nin dış işlerinin TC Dış İşleri Bakanlığı’na bağlanacağını dillendirenler bile var. “Sağ Cephe”nin ters kutbunda yer aldığı varsayılan “Sol Cephe” (aslında, amaç ve hedefler açısından “Sağ Cephe”den çok da farklı olmayan, daha çok hedefe ulaşma yöntemleri açısından farklılaşan bir sözde sol cephedir) de, TSK’nın 1974 işgalini “Barış Harekatı” olarak gören, Kıbrıs sorununun “konfederasyon” (iki eşit, egemen devlet temelinde bir çözüm) değil...

"Dürüst" oportünizm belki de hepsinden daha tehlikeli olanıdır!"

1. NOT: Değerli dostlar, malumunuz olduğu üzere, 9 Mayıs günü Facebook üzerinden alttaki yazdıklarımı paylaşmıştım. Bazı itirazlar oldu bu yazdıklarıma. Olabilir ve olmalıdır da. Ben fikirlerin eleştirildikçe zenginleşmesine katkı konduğunu düşünenlerdenim. Öncelikle, Ahmet Serdaroğlu’nun konuşma videosunu izlemediğim iddia edildi ısrarla. Ardından, izlemiş olabileceğim, ama yanlış anladığım, bu nedenle de yanlış yorumladığım iddia edildi. Bu nedenlerden ötürü, sözkonusu yazımı, adım adım yorumlayarak, herkesin anlayabileceği bir şekle sokarak sizlerin bilgisine tekrardan getirmek istiyorum. 9 Mayıs tarihli yazımı tırnak içinde ve bold yaparak, şimdiki yorumlarımı ise aralarda yazacağım. Yani, bir anlamda, o postumun yorumlanmış hali olacaktır bu yazım. Bu tartışmalardan çıkardığım önemli bazı çıkarımlarımı da yazının altına eklemek istiyorum. Altına görüş ve eleştirilerinizi yazarsanız mutlu olurum. İyi okumalar. ------------------ 9 Mayıs tarihli Facebook paylaşımım şöyle başlıyordu:...

Büyük komplo!

* Kendi arzu ve planlarını, “halk öyle istiyor” demagojisi ile gizleme sanatına şahitlik ettik. * BU KOMPLONUN GEREKÇE VE TEMEL AMAÇLARI > Türkiye Cumhuriyeti zorda! Çıkış yolu var mı? * Ekonomi, * Siyaset, * Uluslararası ilişkiler, hepsinde de zor günler yaşanıyor. Öcalanla anlaşmak lazım, ABD’den silah almak lazım, uçak almak lazım; ABD’ye milyarlar akıtmak lazım! Rusya’dan gaz alımını azaltmak lazım. Lazım-lazım-lazım… Karşılığında ABD’den “Meşruiyet” alınmıştır…   > Ya KKTC? >> TC’nin KKTC siyaseti de zorda, yeni bir imaj şart! * Tatar’a 5 yıldır uygulattırılan “iki eşit, egemen devlet temelinde çözüm olmazsa görüşme olmaz” şartı nedeniyle oluşan Kıbrıs Türk ve Türkiye liderlikleri çözüm istemiyor iddiası, Kıbrıs Rum liderliği federasyon oluşturmak için görüşmelere hazırdır, ama Kıbrıs Türk ve Türkiye liderlikleri hazır değildirler iddiası, * Bu duruma paralel KR tarafının geliştirdiği mütahhit tutuklamaları şeklindeki hukuksal süreçler inşaat sektörünü ve dolayı...