Ana içeriğe atla

Bir emperyalist siyaset artı bir anti-emperyalist siyaset iki anti-emperyalist siyaset yapmaz! Yoktan Var Olmaz (4)

 

NOT: Önünüzdeki bu yazı, elde olmayan nedenlerle yaklaşık 2 ay geciktirilmiş bir yazıdır. Yazı, 4 bölüm halinde yayımlanmıştır. Bu bölüm, yazının dördüncü bölümüdür.

BİRİNCİ BÖLÜMÜ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

İKİNCİ BÖLÜMÜ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ


BÖLÜM 4: Sonuç Niyetine

Bu son bölümde, sadece YKP’nin değil, (ve aslında daha da önemlisi) DKB’nin de emperyalizmi kavramadığını, ulusal sorunda burjuva çözümlerden sıyrılamadığını ve anti emperyalist siyasetinin ne kadar “çürük” olduğunu göstermektir niyetim.

Evet, DKB “solda birlik” uğruna emperyalizme karşı net bir duruş sergileyememiştir. DKB, açıkça AB’ni savunan bir örgüt değildir. Ben DKB’yi AB’yi savunduğu için değil, AB’nin emperyalist bir ittifak olduğunu çeşitli demagojik laflarla gizlemeye çalışanlara taviz verdiği için eleştiriyorum.

KSP, Kıbrıs sorununu emperyalist dünya sistemi ile Kıbrıs halkı arasında bir sorun olarak görür. Sadece şu veya bu emperyalist ülke ile değil, sistem olarak emperyalizm ile Kıbrıs halkı arasında bir sorun. Yani, Kıbrıs üzerindeki gelişmeler  emperyalist  çıkarlara mı hizmet edecek, yoksa hem kendi halkına, bölge halklarına ve nihayetinde dünya halklarına mı hizmet edecek? Bunu belirleyecek olan, Kıbrıs halkının emperyalizm karşısındaki tavrı olacaktır.

İşte, komünistlere düşen görev, bu konuda net olmaktır. İşçi sınıfının ve halkların düşmanını iyi bellemektir. Bu konuda sağa sola sapmamaktır.

DKB, emperyalist sisteme karşı tavır konusunda yalpalamaktadır, küçük burjuva siyasetlerle ortaklık uğruna, onlara taviz vermektedir.

Emperyalizme karşı mücadelede küçük burjuva siyasetlere taviz, vazgeçtim “çok net bir şekilde anti emperyalist bir duruş içeriyor.” oluşunu, emperyalizme hizmet etmektir…


Yusuf Alkım, 3 Haziran 2022 tarihinde gönderdiği tartışma notu. Taslak metni ve yürütülen tartışmaları bu linkten bütünlüklü inceleme şansınız var: http://www.kibrissosyalistpartisi.com/referanslar/bir-emperyalist-siyaset-yazisi-referansi/

Kıbrıs’ta Sosyalist Gerçek, Aylık Siyasi Gazete, Mayıs 1998, Yıl 3, Sayı 28, sayfa 2, 9, 13.) http://st-cyprus.co.uk/stc-resources/Sayi28.pdf

Ortak Deklerasyon metninin tamamı için tıklayınız: https://www.facebook.com/groups/304837762879501/permalink/5904239319605956/

Salih Olgun’un ilgili Facebook paylaşımı için tıklayınız: https://www.facebook.com/Suol12/posts/pfbid0B5bSSH6eRANy9CQJyy8fTCeMX2eL8xLCEhEyMwtf5AkoPDKUvw2G2rsAcPHhPM7zl

Yusuf Alkım Yoldaş Doğrudan demokrasi konusunda:

http://www.st-cyprus.co.uk/makaleler/dogrudandemokrasiduesmandkb

http://www.st-cyprus.co.uk/makaleler/leninindevletvedevrimi

http://www.st-cyprus.co.uk/makaleler/leninindevletvedevrimi2

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tufan Erhürman neye adaydır?

19 Ekim 2025 Cumhurbaşkanlığı seçiminin (herkes kendi penceresinden bakıyor olsa bile) Kıbrıs Türk toplumu açısından bir “kader seçimi” (“ Tükeniş seçimi” diyenler de var) olduğu noktasında nerdeyse tüm siyasiler birleşiliyorlar. “Sağ Cephe” (aslında bu cepheye “Klasik Sağ Cephe” demek daha doğru olacaktır) olarak bilinen Ersin Tatar cephesine dahil olanlar, seçim sonrası “egemen eşitlik ve uluslararası eşit statü” konusunun Türkiye ile birlikte ileriye götürüleceğini her vesileyle ima etmektedirler. Hatta, detaya da girerek, örneğin KKTC’nin dış işlerinin TC Dış İşleri Bakanlığı’na bağlanacağını dillendirenler bile var. “Sağ Cephe”nin ters kutbunda yer aldığı varsayılan “Sol Cephe” (aslında, amaç ve hedefler açısından “Sağ Cephe”den çok da farklı olmayan, daha çok hedefe ulaşma yöntemleri açısından farklılaşan bir sözde sol cephedir) de, TSK’nın 1974 işgalini “Barış Harekatı” olarak gören, Kıbrıs sorununun “konfederasyon” (iki eşit, egemen devlet temelinde bir çözüm) değil...

Polyannacılık ve Gerçekler

Halkın, "polyannacılık" oynatılarak, hayaller dünyasına sürüklenmesindense, acı gerçekleri görüp, bu gerçeklere göre çare aramasını tercih ederim. Gerçekler nelerdir? Bu kavga basitçe bir hayat pahalılığının kaç ayda bir ödeneceği kavgası değildir.   Eylemci kitlelerin zihninde bu kavga Ankara'nın halkın iradesini hiçe sayarak, her alanda kendi iradesini halka dayatmasına karşı durma kavgasıdır.   Bu kavga, halkın kendi iradesiyle yöneticilerini seçmesine, kendi ekonomik yaşamını düzenlemesine, kendi siyasal kararlarını vermesine engel olan Ankara'nın sürekli müdahale etmesine karşı isyanıdır. Bu kavga, kimliğini ve geleceğini kaybetmekte olduğunu farkeden değilse bile hisseden Kıbrıs Türk halkının varoluş refleksidir. Bu gerçekler, sürekli ve sistemli bir şekilde üstü örtülerek görünmez kılınmaya, kavga UBP-CTP kavgası derekesine düşürülmeye çalışılmaktadır. UBP ve ortakları giderse, CTP ve ortakları gelirse herşeyin düzeleceği yalanı gerçeklerin önüne koyulmaya çal...

Eşitlik mi, eşitsizlik mi?

  1. Hayat Pahalılığı (HP) ödeneği maaş artışı değildir. HP , belirli bir zaman diliminde  satın alma gücü nde ortaya çıkan gerilemedir. İşte,  HP ödeneği  de, satın alma gücünde ortaya çıkan  gerilemeyi telafi etme  yöntemidir. Örneğin;  1 TL maaşınız olduğunu varsayarsak, 1 TL’nin satın alma gücü 1 TL’dir. Mesela ekmek  (*)  tanesi 1 TL ise, sizin maaşınızın satın alma gücü de 1 ekmek kadardır. Ekmek  %100  zamlanıp  2 TL  olursa, satın alma gücünüzü koruyabilmek için  maaşınızın da %100 artırılıp 2 TL olması gerekmektedir. İşte bu artışa  HP ödeneği  diyoruz. HP ödeneği, örneğimizdeki yüzdeliğin altında verildiği durumlarda, bırakın  reel artışı , maaşınız, yani satın alma gücünüz gerçekte düşürülmüş olacaktır. Mesela,  HP’nin %100 olduğu durumda maaşımıza %50 ekenirse, eskiden maaşınızla 1 ekmek satın alabiliyorken, şimdi, HP eklenmiş haliyle bile 1 ekmek alamaz duruma düşüyorsunuz. Ama maaşını...