Ana içeriğe atla

Bu ağır bilançonun sorumlusu deprem değildir, burjuva halk düşmanı devletinizdir!

 



Sadece deprem öncesi neler yapılacağı değil, deprem sonrası neler yapılacağı da, maalesef hep kağıt üzerinde kalmış Türkiye’de…

28 saat geçmiş hala daha kurtarma çalışması başlamamış, başlatılmamış bir çok enkaz var. Doğrudur, altı binden fazla enkaza anında ulaşmak çok kolay bir iş değildir.

Ama, imkansız da değildir.

Öncelikle, böylesine bir depremin olabileceği konusunda yapılan bilimsel uyarılara kulak astınız mı?

Ne yaptınız?

Kurtarma ekipleri oluşturulması için ne yaptınız? Bu ekipleriniz 28 saat boyunca nerdeydi ki, hala müdahale etmediğiniz birçok enkaz mevcut?

Peki, gerekli ekipman konusunda ne hazırlık yaptınız? Koskoca Türkiye’de anında sevkedilebilecek kepçe, vinç, demir kesici alet vs yokmuydu ki, 28 saat boyunca siviller çıplak elleriyle kazmak zorunda kaldı enkazları?

Şebeke suyundan içmeyiniz!” talimatları vermeyi bildiniz de, dükkanların kapalı olduğu bir yerde depremzedelerin, hastaların, yaralıların içecek suyu nerden bulacağını hiç mi düşünmediniz?

Ya, bu kışta kıyamette insanların binalarına giremeyeceğini ve sokaklarda, kar altında tir tir titreyeceklerini hiç mi hesaba katmadınız?

Kattınızsa, ne yaptınız?

Ben söyleyim mi ne yaptığınızı?

Sürekli Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı tatbikatları yaptınız…

Halkımız afet ve savaş durumunda müsterih olsun, her şeye hazırız mesajları vermeyi marifet saydınız…

Sürekli Kızılay’a para topladınız, böylesi günlerde kullanılmak üzere…

Nerdeydi Sivil Savunma Teşkilatlarınız 28 saat boyunca?

Nerdeydi Kızılay 28 saat boyunca?

Nerdeydi anlı şanlı Türkiye Cumhuriyeti Devletiniz 28 saat boyunca?

Bu ağır bilançonun sorumlusu deprem değildir, bu burjuva halk düşmanı devletinizdir!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tufan Erhürman neye adaydır?

19 Ekim 2025 Cumhurbaşkanlığı seçiminin (herkes kendi penceresinden bakıyor olsa bile) Kıbrıs Türk toplumu açısından bir “kader seçimi” (“ Tükeniş seçimi” diyenler de var) olduğu noktasında nerdeyse tüm siyasiler birleşiliyorlar. “Sağ Cephe” (aslında bu cepheye “Klasik Sağ Cephe” demek daha doğru olacaktır) olarak bilinen Ersin Tatar cephesine dahil olanlar, seçim sonrası “egemen eşitlik ve uluslararası eşit statü” konusunun Türkiye ile birlikte ileriye götürüleceğini her vesileyle ima etmektedirler. Hatta, detaya da girerek, örneğin KKTC’nin dış işlerinin TC Dış İşleri Bakanlığı’na bağlanacağını dillendirenler bile var. “Sağ Cephe”nin ters kutbunda yer aldığı varsayılan “Sol Cephe” (aslında, amaç ve hedefler açısından “Sağ Cephe”den çok da farklı olmayan, daha çok hedefe ulaşma yöntemleri açısından farklılaşan bir sözde sol cephedir) de, TSK’nın 1974 işgalini “Barış Harekatı” olarak gören, Kıbrıs sorununun “konfederasyon” (iki eşit, egemen devlet temelinde bir çözüm) değil...

Büyük komplo!

* Kendi arzu ve planlarını, “halk öyle istiyor” demagojisi ile gizleme sanatına şahitlik ettik. * BU KOMPLONUN GEREKÇE VE TEMEL AMAÇLARI > Türkiye Cumhuriyeti zorda! Çıkış yolu var mı? * Ekonomi, * Siyaset, * Uluslararası ilişkiler, hepsinde de zor günler yaşanıyor. Öcalanla anlaşmak lazım, ABD’den silah almak lazım, uçak almak lazım; ABD’ye milyarlar akıtmak lazım! Rusya’dan gaz alımını azaltmak lazım. Lazım-lazım-lazım… Karşılığında ABD’den “Meşruiyet” alınmıştır…   > Ya KKTC? >> TC’nin KKTC siyaseti de zorda, yeni bir imaj şart! * Tatar’a 5 yıldır uygulattırılan “iki eşit, egemen devlet temelinde çözüm olmazsa görüşme olmaz” şartı nedeniyle oluşan Kıbrıs Türk ve Türkiye liderlikleri çözüm istemiyor iddiası, Kıbrıs Rum liderliği federasyon oluşturmak için görüşmelere hazırdır, ama Kıbrıs Türk ve Türkiye liderlikleri hazır değildirler iddiası, * Bu duruma paralel KR tarafının geliştirdiği mütahhit tutuklamaları şeklindeki hukuksal süreçler inşaat sektörünü ve dolayı...

Usta Şair Şener Levent Döktürdü Gene! (*)

Her zaman söylemişimdir, Şener Levent usta bir şairdir diye… O, köşe yazılarını da şiir gibi yazar… “Su içer gibi” okunmasının tılsımı budur yazdıklarının… O, konuşurken de şiir okur sanki! Şener Levent usta bir şairdir! Ya siyaset? Şiirde tutarlılık pek gerekli değil de, siyasette olmazsa olmazdır! Şiirde gerçeği ortaya serme pek gerekli değil de, siyasette olmazsa olmazdır! Şiirde sonuç alma pek gerekli değil de, siyasette olmazsa olmazdır! Tabi, halk için siyaset yapıyorsanız   eğer! Usta şair Şener Levent, bilmiyor mu ki, bireyler sistemler tarafından yoğrulur, şekillendirilir ve sistem uğruna kullandırılır? Bilmez olur mu hiç usta şair, Moskovalar’da eğitim almış usta düşünür! Hani, Marks’ı, Lenin’i,   Gorki’yi, Çehov’u ve daha nicelerini “yalayıp yutmuş”; Stalin’in katil olduğuna nerdeyse tıpkı R.R. Denktaş gibi, “delilleri gördüm!” diyerek “kalıbını basacak olan” “usta siyasetçi” Şener Levent, siyasetteki şu basit olgudan habersiz olabilir mi? Evet usta şair Şene...