Ana içeriğe atla

AKP Projesi 21 yıl sürdürüldü, iflas etti ve şu anda “uzatmaları” oynamaktadır

 

Türkiye Merkez Bankası’nın kaynak rezevleri, 21 yıl sonra ilk kez eksiye düştüğü açıklandı.

Yani, Merkez Bankası ithalat için kullandığı dolarları tüketti.

Ben iktisatçı değilim, bu haberin ekonomik anlamını, Türkiye’yi ve ekonomik açıdan Türkiye’ye göbekten bağımlı KKTC’yi neler beklediğini iktisatçılara bırakıyorum.

Ben, haberde yer alan başka bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Merkez Bankası’nın kaynaklarının 21 yıl sonra ilk kez tükenmiş olmasının, hatta eksiye düşmesinin politik anlamına dikkatinizi çekmek istiyorum.

Niye 21 yıl?

21 yıl öncesi Anglo-Amerikan emperyalizminin AKP Projesi’ni devreye soktuğu tarihtir.

İşte, tükenen, eksiye düşen bu projedir aslında. Bu proje ile yürünemeyeceğinin artık Anglo-Amerikan emperyalistleri de farkında ve çare üretmeye çalışıyorlar.

Anglo-Amerikan tekellerinin yeni projesi Millet İttifakıdır. Millet İttifakı eliyle Türkiye’deki çıkar ve menfaatlerini koruma ve güvenceye alma peşindedirler.

AKP Projesi “tek adam” falan projesi değil, Anglo-Amerikan projesiydi.

Millet İttifakı Projesi de Anglo-Amerikan projesidir.

AKP Projesi Baykallar ve liberal solların destekleriyle oluşturulmuş bir projeydi, Millet İttifakı Projesi de liberal sollarla, ülkücü faşistlerin katkılarıyla hayata geçirilmektedir.

AKP Projesi 21 yıl sürdürüldü, iflas etti ve şu anda “uzatmaları” oynamaktadır.

Millet İttifakı Projesi’nin kaç yıl süreceğini bilemem ama, AKP Projesi gibi, hüsranla sonuçlanacağını bilmek için kahin olmaya gerek yok.

Türkiye ve Kıbrıs solu emperyalist projelerin peşinde sürüklenmekten kurtulup, kendi devrimci projesini oluşturmadığı sürece de hem Türkiye, hem de Kıbrıs halklarının hüsranlığı devam edecektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tufan Erhürman neye adaydır?

19 Ekim 2025 Cumhurbaşkanlığı seçiminin (herkes kendi penceresinden bakıyor olsa bile) Kıbrıs Türk toplumu açısından bir “kader seçimi” (“ Tükeniş seçimi” diyenler de var) olduğu noktasında nerdeyse tüm siyasiler birleşiliyorlar. “Sağ Cephe” (aslında bu cepheye “Klasik Sağ Cephe” demek daha doğru olacaktır) olarak bilinen Ersin Tatar cephesine dahil olanlar, seçim sonrası “egemen eşitlik ve uluslararası eşit statü” konusunun Türkiye ile birlikte ileriye götürüleceğini her vesileyle ima etmektedirler. Hatta, detaya da girerek, örneğin KKTC’nin dış işlerinin TC Dış İşleri Bakanlığı’na bağlanacağını dillendirenler bile var. “Sağ Cephe”nin ters kutbunda yer aldığı varsayılan “Sol Cephe” (aslında, amaç ve hedefler açısından “Sağ Cephe”den çok da farklı olmayan, daha çok hedefe ulaşma yöntemleri açısından farklılaşan bir sözde sol cephedir) de, TSK’nın 1974 işgalini “Barış Harekatı” olarak gören, Kıbrıs sorununun “konfederasyon” (iki eşit, egemen devlet temelinde bir çözüm) değil...

Polyannacılık ve Gerçekler

Halkın, "polyannacılık" oynatılarak, hayaller dünyasına sürüklenmesindense, acı gerçekleri görüp, bu gerçeklere göre çare aramasını tercih ederim. Gerçekler nelerdir? Bu kavga basitçe bir hayat pahalılığının kaç ayda bir ödeneceği kavgası değildir.   Eylemci kitlelerin zihninde bu kavga Ankara'nın halkın iradesini hiçe sayarak, her alanda kendi iradesini halka dayatmasına karşı durma kavgasıdır.   Bu kavga, halkın kendi iradesiyle yöneticilerini seçmesine, kendi ekonomik yaşamını düzenlemesine, kendi siyasal kararlarını vermesine engel olan Ankara'nın sürekli müdahale etmesine karşı isyanıdır. Bu kavga, kimliğini ve geleceğini kaybetmekte olduğunu farkeden değilse bile hisseden Kıbrıs Türk halkının varoluş refleksidir. Bu gerçekler, sürekli ve sistemli bir şekilde üstü örtülerek görünmez kılınmaya, kavga UBP-CTP kavgası derekesine düşürülmeye çalışılmaktadır. UBP ve ortakları giderse, CTP ve ortakları gelirse herşeyin düzeleceği yalanı gerçeklerin önüne koyulmaya çal...

Eşitlik mi, eşitsizlik mi?

  1. Hayat Pahalılığı (HP) ödeneği maaş artışı değildir. HP , belirli bir zaman diliminde  satın alma gücü nde ortaya çıkan gerilemedir. İşte,  HP ödeneği  de, satın alma gücünde ortaya çıkan  gerilemeyi telafi etme  yöntemidir. Örneğin;  1 TL maaşınız olduğunu varsayarsak, 1 TL’nin satın alma gücü 1 TL’dir. Mesela ekmek  (*)  tanesi 1 TL ise, sizin maaşınızın satın alma gücü de 1 ekmek kadardır. Ekmek  %100  zamlanıp  2 TL  olursa, satın alma gücünüzü koruyabilmek için  maaşınızın da %100 artırılıp 2 TL olması gerekmektedir. İşte bu artışa  HP ödeneği  diyoruz. HP ödeneği, örneğimizdeki yüzdeliğin altında verildiği durumlarda, bırakın  reel artışı , maaşınız, yani satın alma gücünüz gerçekte düşürülmüş olacaktır. Mesela,  HP’nin %100 olduğu durumda maaşımıza %50 ekenirse, eskiden maaşınızla 1 ekmek satın alabiliyorken, şimdi, HP eklenmiş haliyle bile 1 ekmek alamaz duruma düşüyorsunuz. Ama maaşını...