Ana içeriğe atla

Bugün 20 Temmuz!



Bugün 20 Temmuz 2024, Kıbrıs’ın TC tarafından işgalinin 50. yılı…

50 tane yıl geçti işgalin üzerinden!

50 yıl, yani yarım asır...

yarım asır, yani 600 ay…

600 ay, yani 2600 hafta…

2600 hafta, yani 18250 gün…

Kıbrıs’ın işgalinin 600’üncü ayı, ya da 2600’üncü haftası, ya da 18.250’inci günü, yani tam yarım asır sonrası…

Ve, hala bugün TC işali devam ediyor, her şeye rağmen!

Ve… Bugün, yani 20 Temmuz 2024 günü, sabah 5:44’te tepemizden helikopter geçiyor bize 20 Temmuz 1974’ü unutturmamak istercesine!

Nasıl unutabiliriz ki biz 20 Temmuz 1974’ü?

Öldürdük ve öldürüldük biz o gün!

Yağmaladık ve yağmalandık biz o gün!

Ülkemizi böldük biz o gün!

Ve, tam 50 yıldır her gün ölmekte, yağmalanmakta ve bölünmüş bir Kıbrıs’ta yaşamaktayız biz!

BM Güvenlik Konseyi’nin, Avrupa Birliği’nin, Avrupa Parlamentosu’nun, Lahey Adalet Divanı’nın  kararlarına rağmen devam ediyor Kıbrıs’ın TC tarafından işgali 50 yıl sonra hala!

Evet, bugün 20 Temmuz 2024 ve misafirlerimiz var “anvatanımızdan”!

Daha dün, TBMM’nde Kıbrıs’ın bölünmesi ve iki devletli bir Kıbrıs oluşturulması kararınına onay verenler hep birlikte ziyaretimize gelmişler bugün! 

Yani, AKP de gelmiş, CHP de gelmiş 50. YOKOLUŞ YILINI kutlamak için Kıbrıs’ın!

Utanmasa BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyeleri de gelecekti ama, gelmeseler de sessizce geçiştirdiler işi gene, tam 50 senedir yaptıkları gibi!

50 senedir hiçbir dişe dokunur adım atmadılar TC’nin işgalini sonlandırmak için.

Tersine, Türkiye’yi değil, Kıbrıs Türk halkını cezalandırdılar hep, sanki işgalici oymuş gibi kendi öz yurdunda!

TC Devletiyle ilişkilerinde hep “business as usual”, Kıbrıs Türk halkına her türlü ambargo ve engel…

İşte böyle ittiler Kıbrıs Türk halkını TC’nin kucağına…

İşte böyle çaresizleştirdiler Kıbrıs Türk halkını…

İşte böyle her alanda bağımlı kıldılar Kıbrıs Türk halkını TC’ye…

İşte böyle yoketmektedirler Kıbrıs Türk halkını, el birliğiyle! 

Bu operasyonun “startı” Lizbon’da, NATO Dışişleri Bakanları toplantısında 1971’de verildi ve 1974’te uygulandı ustaca…

Milli temellerde bölünmüş Kıbrıs halkı, coğrafi olarak da bölünmeli ve Acheson planının önündeki engeller kaldırılmalıydı; ada bir tarafta Kıbrıslı Elenler, diğer tarafta Kıbrıslı Türkler şeklinde bölünmeliydi. Bir taraf Yunanistan’a, diğer taraf da TC’ye verilmeliydi. Yani, iki NATO gücünün kontrolüne verilmeliydi ada… Yani; ÇİFTE ENOSİS!

Küçük bir sapma oldu planda; parçalardan biri Yunanistan’a bağlanmak (ENOSİS) yerine, AB’ye bağlanarak (ENOSİS) NATO çıkarları garantilendi.

Ya diğer parça? O da TC’nin tam kontrolünde olmalıydı NATO çıkarları için.

Ve, öyle olması için her türlü oyun, her türlü dalavera, her türlü yol denenmiş ve bugün hala, 20 Temmuz 2024’te, yani adanın TC tarafından işgalinden yarım asır, ya da 600 ay, ya da 2600 hafta, ya da 18250 gün sonra bile hala aynı süreç devam etmektedir!

Evet, bugün 20 Temmuz 2024 ve misafirlerimiz var “anvatanımızdan”! CHP, AKP ile kolkola gelmişler yurdumuza, kendi yurtlarına gelircesine…

Yurdumuzun iki devlete bölünmesini istiyorlar, kendi yurtlarıymış gibi…

Kendi yurtlarında 20 milyon Kürt’ün ayrılma talebine “BÖLÜCÜLÜK” deyenler, küçücük adanın NATO çıkarları uğruna bölünmesine TBMM’de onay kararı alarak geldiler memleketimize!

Ya, “bizimkiler”? 

Özellikle CTP kucak açmış bu ülkesini bölen misafirlere!

Belki de, kaybedilmiş bir dava bizimkisi, ama kavgaya devam gene de!

Hem de “7 düvele karşı” devam, ABD’sinden AB’sine; BM’sinden NATO’suna; TC’sinden Yunanistan’ına, Britanya’sına; satılmış Kıbrıs Elen burjuvazisinden, Kıbrıs Türk burjuvazisine, tüm emperyalist barbarlara karşı kavgaya devam!

Ta ki, Kıbrıs emperyalist zincirden kopana dek!

Ta ki, dünya komünizmin dünyası olana dek!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tufan Erhürman neye adaydır?

19 Ekim 2025 Cumhurbaşkanlığı seçiminin (herkes kendi penceresinden bakıyor olsa bile) Kıbrıs Türk toplumu açısından bir “kader seçimi” (“ Tükeniş seçimi” diyenler de var) olduğu noktasında nerdeyse tüm siyasiler birleşiliyorlar. “Sağ Cephe” (aslında bu cepheye “Klasik Sağ Cephe” demek daha doğru olacaktır) olarak bilinen Ersin Tatar cephesine dahil olanlar, seçim sonrası “egemen eşitlik ve uluslararası eşit statü” konusunun Türkiye ile birlikte ileriye götürüleceğini her vesileyle ima etmektedirler. Hatta, detaya da girerek, örneğin KKTC’nin dış işlerinin TC Dış İşleri Bakanlığı’na bağlanacağını dillendirenler bile var. “Sağ Cephe”nin ters kutbunda yer aldığı varsayılan “Sol Cephe” (aslında, amaç ve hedefler açısından “Sağ Cephe”den çok da farklı olmayan, daha çok hedefe ulaşma yöntemleri açısından farklılaşan bir sözde sol cephedir) de, TSK’nın 1974 işgalini “Barış Harekatı” olarak gören, Kıbrıs sorununun “konfederasyon” (iki eşit, egemen devlet temelinde bir çözüm) değil...

Polyannacılık ve Gerçekler

Halkın, "polyannacılık" oynatılarak, hayaller dünyasına sürüklenmesindense, acı gerçekleri görüp, bu gerçeklere göre çare aramasını tercih ederim. Gerçekler nelerdir? Bu kavga basitçe bir hayat pahalılığının kaç ayda bir ödeneceği kavgası değildir.   Eylemci kitlelerin zihninde bu kavga Ankara'nın halkın iradesini hiçe sayarak, her alanda kendi iradesini halka dayatmasına karşı durma kavgasıdır.   Bu kavga, halkın kendi iradesiyle yöneticilerini seçmesine, kendi ekonomik yaşamını düzenlemesine, kendi siyasal kararlarını vermesine engel olan Ankara'nın sürekli müdahale etmesine karşı isyanıdır. Bu kavga, kimliğini ve geleceğini kaybetmekte olduğunu farkeden değilse bile hisseden Kıbrıs Türk halkının varoluş refleksidir. Bu gerçekler, sürekli ve sistemli bir şekilde üstü örtülerek görünmez kılınmaya, kavga UBP-CTP kavgası derekesine düşürülmeye çalışılmaktadır. UBP ve ortakları giderse, CTP ve ortakları gelirse herşeyin düzeleceği yalanı gerçeklerin önüne koyulmaya çal...

Eşitlik mi, eşitsizlik mi?

  1. Hayat Pahalılığı (HP) ödeneği maaş artışı değildir. HP , belirli bir zaman diliminde  satın alma gücü nde ortaya çıkan gerilemedir. İşte,  HP ödeneği  de, satın alma gücünde ortaya çıkan  gerilemeyi telafi etme  yöntemidir. Örneğin;  1 TL maaşınız olduğunu varsayarsak, 1 TL’nin satın alma gücü 1 TL’dir. Mesela ekmek  (*)  tanesi 1 TL ise, sizin maaşınızın satın alma gücü de 1 ekmek kadardır. Ekmek  %100  zamlanıp  2 TL  olursa, satın alma gücünüzü koruyabilmek için  maaşınızın da %100 artırılıp 2 TL olması gerekmektedir. İşte bu artışa  HP ödeneği  diyoruz. HP ödeneği, örneğimizdeki yüzdeliğin altında verildiği durumlarda, bırakın  reel artışı , maaşınız, yani satın alma gücünüz gerçekte düşürülmüş olacaktır. Mesela,  HP’nin %100 olduğu durumda maaşımıza %50 ekenirse, eskiden maaşınızla 1 ekmek satın alabiliyorken, şimdi, HP eklenmiş haliyle bile 1 ekmek alamaz duruma düşüyorsunuz. Ama maaşını...