Ali’nin ne yazdığı, yazdıklarının hakaret içerip içermediği üzerinde durmayacağım.
Ali’nin yazısında yazdıkları üzerinden argüman geliştirmek,
suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışmak davayı ta baştan kaybetmek demektir. Ali’nin
bu argümanlarla savunulması, sonucunda beraat etse bile toplumsal olarak bu
davayı kaybettiğimizin gösteresi olacaktır.
Çünkü; her şeyden önce, bu dava hukuksal değil, siyasal bir
davadır.
Ne demeye çalışıyorum?
Bir kere, Kıbrıs’ın kuzeyinde hukuk, işgal hukukudur. Yani, işgal
gücü gerekli gördüğü takdirde son sözü söyleme yetki ve gücüne sahiptir. Bu
nedenle KKTC Anayasası’na “Geçici 10. Madde” eklenmiştir. Geçici 10.
Madde’ye göre, Kıbrıs Türk halkı ve/veya herhangi bir makamı GKK’yı yönetecek
komutanı seçme veya atama yetkisine sahip değildir. Bu hak, bu anayasa maddesi
uyarınca TC Genel Kurmaylığı’na aittir. GKK Kıbrıs’ın kuzeyindeki iç ve dış
güvenlikten sorumlu en yetkili makamdır. Polis, Sivil Savunma Teşkilatı ve
hatta itfaiye bile bu komutanlığın emrindedir.
Bu durumda, KKTC’nin bağımsız, egemen bir devlet olduğu iddia edilebilir mi?
KKTC’nin ekonomisi TC’ye bağımlı bir ekonomidir. 1974 sonrası
yaratılan ekonomik yaşam adım adım TC ekonomisine bağımlı ve entegre bir
ekonomi haline getirilmek için adım adım ama gayet planlı bir şekilde önlemler
ve projeler hayata geçirilmiştir. Kıbrıs Lirası tedavülden kaldırılarak
yerine Türk Lirası tedavüle sokulmuştur. Merkez Bankası kurulmuş, ama
başına TC’nin atadığı bir başkan konulacağı şartı konmuştur. Belirgin
aralıklarla TC’nin oluşturduğu ekonomik ve mali protokallerle KKTC’ye ekonomik,
sosyal ve siyasal dayatmalar devreye sokulmulmaktadır.
Bu durumda, KKTC’nin bağımsız, egemen bir devlet olduğu iddia edilebilir mi?
1974’ten başlayarak, sistemli bir şekilde adaya nüfus aktarılmış,
aktarılan nüfus yerli nüfusu misliyle katlayarak demografik yapı TC lehine
değiştirilmiştir.
Böylelikle, seçimler ve/veya referandumlarla ortaya çıkacak
sonuçların işgal gücünün çıkarları doğrultusunda olması bir anlamda garantiye
alınmıştır.
Bu durumda, KKTC’nin bağımsız, egemen bir devlet olduğu iddia edilebilir mi?
Bütün bunlara rağmen, konjonktür gereği ihtiyaç duyulan siyasal
hamleleri yerine getirebilmek için siyasal parti kongrelerine müdahale edilmiş,
adaylar adaylıktan vazgeçirilmiş, seçilenler seçilmemiş kabul edilirken,
seçilmeyenler parti ve hükümet başına atanmıştır.
Bu durumda, KKTC’nin bağımsız, egemen bir devlet olduğu iddia edilebilir mi?
KKTC denilen, aslında TC’nin işgal rejiminin kamuflajından başka
bişey olmayan bu göstermelik yapı bağımsız ve egemen bir yapı değilse, hukuku
nasıl bağımsız olabilir?
2020 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bu hukukun ne kadar göstermelik
ve işgal kuvvetlerine bağımlı bir hukuk olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır. O
sıralar henüz Cumhurbaşkanı olan Mustafa Akıncı’nın tüm iddia ve itirazlarına
rağmen, ölümle tehdit edildiği bu hukuk sistemi nezdinde dikkate bile
alınmamıştır. Hangi bağımsız ve egemen bir devlette, mevcut cumhurbaşkanı başka
bir devletin cumhurbaşkanını işaret ederek, “cumhurbaşkanına bağlı bir
kurum” tarafından ölümle tehdit edildiğini resmen ve alenen duyuracak ve
hukuk kılını kıpırdatmayacak?
KKTC’de hukuk, “guguk” olmuş durumdadır…
İşte bu “guguk” olmuş hukuk zemininde hak aramak, adalet
aramak, aslında kendi kendimizi kandırmaktan başka bir anlam taşımamaktadır.
Bu nedenlerle, Ali Kişmir davası hukuksal bir dava değil, siyasal
bir dava ve mücadele olarak ele alınmalıdır.
Ali Kişmir’in davasında savunma değil, suçlama ve saldırı devreye
sokulmalıdır.
Ali Kişmir’in davasında TC ülkemiz ekonomisine, siyasetine ve
sosyal yaşamına karşı gerçekleştirdiği müdahaleler nedeniyle suçlu sandalyesine
oturtulup, halk nezdinde mahkum edilmelidir!
TC, Kıbrıs’ın iç işlerine müdaale ettiği için suçlanmalı ve mahkum
edilmelidir!
Ali Kişmir’i savunmak, tüm halkımızın düşünce ve düşüncesini ifade
etme özgürlüğünü savunmaktır!
Kıbrıs Türk halkının, tüm diğer halklar gibi, kendi kendini
yönetme hakkını kullanmasını savunmak, kendi geleceğini belirleme hakkını
savunmak en doğal hakkıdır!
Bu haklara zarar verenlere karşı, kim olursa olsun, her alanda mücadele en doğal insan hakkıdır!
Yorumlar
Yorum Gönder