Ana içeriğe atla

‘Eskiyeni’ bir düzen kuruluyor…

'Eskiyeni’ bir düzen kuruluyor gözlerimizin önünde.

‘Eskiyeni’ yerine, ‘yenieski’ de diyebilirsiniz.

Bir yanda Amerika Birleşik Devletleri’nin eski düzeni yenileniyor, 

Diğer yanda Avrupa’nın…

Ve tabi ki, Britanya’nın…

Niye yenilenme itiyacı duyuyor eski emperyalist dünya?

Eski haliyle sürdürülemez hale geldi çünkü!

Bundan sonrası, eğer gerçekten yenilenecekseniz, sosyalizmdir. Bu olmasın diye, son çare “eskiyeni” bir düzen yaratmak zorundadır emperyalizm...

Değişmek zorunda, yenilenmek zorunda!

Ama, değişmeden değişmek, yenilenmek zorunda!

Amerika Birleşik Devletleri değişmeden değişiyor gözlerimizin önünde…

Her şey emperyalist dünyayı sürdürülemezlikten, kısa süreliğine de olsa kurtarmak için!

Amerika Birleşik Devletleri değiştirmeden değiştirmek istiyor hem Avrupayı hem de Britanya’yı!

Avrupa’yı bilmem ama, Britanya değiştirilmeye direniyor ve türlü türlü hamleler yapıyor değişmemek için…

Değişen, değiştirilen değil, değiştiren olmalıyım diyor Britanya.

Tekrardan BÜYÜK Britanya olmalıyım diyor finans kapitalin babası!

Amerika Birleşik Devletleri, her şeyi kaybetmektense, Rusya ve Çin ile anlaşmalı paylaşmaktan yana dünyayı…

Nitekim, paylaşmaya başladılar bile;

“Al Kırım’ı, Donbas’ı, gerisi benim Ukrayna’nın!”

“Orta Doğu da benim!” dedi Amerika Birleşik Devletleri, en azından Irak’a kadar…

Sessizce onayladı hem Rusya ve hem de Çin…

Sıra geldi İran’a…

Ama, İran ne bir Gazze’dir, ne de Suriye!

ABD ne istiyor İran’dan?

Öncelikle, ABD hakimiyetine teslim olmalı İran…

Yani, nükleer çalışmaları ABD eliyle ve hizmetinde olmalı İran’ın. Aynı şekilde petrolü de…

Bu da, içten olmalı, İran’ın içinden.

İran da yenilenmeli, yenilenmeden yani.

İşte, tüm bu vahşet, baskı ve savaş bunun için anladığım…

Sovyetler Birliği yıkılırsa, dünya yeni ve görülmemiş bir barbarlığa sürüklenecektir demişti Stalin.

İşte, SSCB'nin yıkılmasıyla başlayan barbarlık, günümüzde artarak sürmektedir. …

Devletler yıkılıyor, devletler kuruluyor; dünya görmediği kadar büyük insan göçleri yaşıyor, ölümler kaygısızlıkla karşılanır oldu bu “eskiyeni” dünyada!

Belli ki, dibe vurmadan yukarıya çıkış ve yepyeni bir dünya kurulmayacak!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tufan Erhürman neye adaydır?

19 Ekim 2025 Cumhurbaşkanlığı seçiminin (herkes kendi penceresinden bakıyor olsa bile) Kıbrıs Türk toplumu açısından bir “kader seçimi” (“ Tükeniş seçimi” diyenler de var) olduğu noktasında nerdeyse tüm siyasiler birleşiliyorlar. “Sağ Cephe” (aslında bu cepheye “Klasik Sağ Cephe” demek daha doğru olacaktır) olarak bilinen Ersin Tatar cephesine dahil olanlar, seçim sonrası “egemen eşitlik ve uluslararası eşit statü” konusunun Türkiye ile birlikte ileriye götürüleceğini her vesileyle ima etmektedirler. Hatta, detaya da girerek, örneğin KKTC’nin dış işlerinin TC Dış İşleri Bakanlığı’na bağlanacağını dillendirenler bile var. “Sağ Cephe”nin ters kutbunda yer aldığı varsayılan “Sol Cephe” (aslında, amaç ve hedefler açısından “Sağ Cephe”den çok da farklı olmayan, daha çok hedefe ulaşma yöntemleri açısından farklılaşan bir sözde sol cephedir) de, TSK’nın 1974 işgalini “Barış Harekatı” olarak gören, Kıbrıs sorununun “konfederasyon” (iki eşit, egemen devlet temelinde bir çözüm) değil...

"Dürüst" oportünizm belki de hepsinden daha tehlikeli olanıdır!"

1. NOT: Değerli dostlar, malumunuz olduğu üzere, 9 Mayıs günü Facebook üzerinden alttaki yazdıklarımı paylaşmıştım. Bazı itirazlar oldu bu yazdıklarıma. Olabilir ve olmalıdır da. Ben fikirlerin eleştirildikçe zenginleşmesine katkı konduğunu düşünenlerdenim. Öncelikle, Ahmet Serdaroğlu’nun konuşma videosunu izlemediğim iddia edildi ısrarla. Ardından, izlemiş olabileceğim, ama yanlış anladığım, bu nedenle de yanlış yorumladığım iddia edildi. Bu nedenlerden ötürü, sözkonusu yazımı, adım adım yorumlayarak, herkesin anlayabileceği bir şekle sokarak sizlerin bilgisine tekrardan getirmek istiyorum. 9 Mayıs tarihli yazımı tırnak içinde ve bold yaparak, şimdiki yorumlarımı ise aralarda yazacağım. Yani, bir anlamda, o postumun yorumlanmış hali olacaktır bu yazım. Bu tartışmalardan çıkardığım önemli bazı çıkarımlarımı da yazının altına eklemek istiyorum. Altına görüş ve eleştirilerinizi yazarsanız mutlu olurum. İyi okumalar. ------------------ 9 Mayıs tarihli Facebook paylaşımım şöyle başlıyordu:...

Büyük komplo!

* Kendi arzu ve planlarını, “halk öyle istiyor” demagojisi ile gizleme sanatına şahitlik ettik. * BU KOMPLONUN GEREKÇE VE TEMEL AMAÇLARI > Türkiye Cumhuriyeti zorda! Çıkış yolu var mı? * Ekonomi, * Siyaset, * Uluslararası ilişkiler, hepsinde de zor günler yaşanıyor. Öcalanla anlaşmak lazım, ABD’den silah almak lazım, uçak almak lazım; ABD’ye milyarlar akıtmak lazım! Rusya’dan gaz alımını azaltmak lazım. Lazım-lazım-lazım… Karşılığında ABD’den “Meşruiyet” alınmıştır…   > Ya KKTC? >> TC’nin KKTC siyaseti de zorda, yeni bir imaj şart! * Tatar’a 5 yıldır uygulattırılan “iki eşit, egemen devlet temelinde çözüm olmazsa görüşme olmaz” şartı nedeniyle oluşan Kıbrıs Türk ve Türkiye liderlikleri çözüm istemiyor iddiası, Kıbrıs Rum liderliği federasyon oluşturmak için görüşmelere hazırdır, ama Kıbrıs Türk ve Türkiye liderlikleri hazır değildirler iddiası, * Bu duruma paralel KR tarafının geliştirdiği mütahhit tutuklamaları şeklindeki hukuksal süreçler inşaat sektörünü ve dolayı...