Ana içeriğe atla

Çok garip bir durum, vesselam!

 


CTP’nin cumhurbaşkanı adayı Tufan Erhürman’a, hem solcu olarak bilinen partiler, hem de sağcı olarak bilinen partiler destek beyan ettiler.

Kimisi alenen, kimisi dolaylı.

Kimisi, bu yarışın federasyon savunanlarla, konfederasyon savunanlar arasında yer alan bir yarış olduğunu, federasyoncuların kazanmasının şart olduğunu iddia ederek, kimisi ise, bu yarışın federasyon savunanlarla, konfederasyon savunanlar arasında bir yarış olmadığını, ama Erhürman’ın “vizyon sahibi” ve “toplumu kucaklayan” bir lider olmasından dolayı ve “değişim” sağlayacağı için kazanmasının şart olduğunu iddia ederek savunduklarını ve destekleyeceklerini söylemektedirler.

Somutlaştıracak olursak; Sol cenahtan TDP, Erhürman’ı federasyon savunduğu için açıkça desteklemektedir. Buna Akıncı’yı da ekleyebilirsiniz. Akıncı, her ne kadar eleştirilerir gibi de yapsa, gene de bir federasyoncu olarak açık destek beyan etmiştir Erhürman’a.

Ama, mesela bir BKP ve Sol Hareket böylesi bir açık destek vermemiş olsa da, yarışın federasyoncularla, konfederasyoncular arasında olduğunu ve oylarının federasyonu savunanlara olduğunu hem söylemiş, hem de toplumu da federasyoncu adaylara vermeye çağırmıştır.

Bir de, yarışın federasyoncularla konfederasyoncular arasında bir yarış olduğunu kabul eden, ama ‘Erhürman’ın federasyonu yeterince savunmadığını’ söyleyerek, ama gene de bu yarışı federasyoncuların kazanmasının gerekli olduğunu yayarak, Erhürman’ın “ensesinde olacağız” deyerek, dolaylı olarak destekleyen BY var. Her ne kadar da toplumda oluşan “oylar bölünmemeli” baskısının altında olduklarını iddia etse de, bu nedenle aday çıkarmayarak ve federasyoncu adaya destek olunmasının dolaylı savunusunu yapmaktadırlar.

Bir de sağ cenaha bakalım; Sağ cenahın “çiçeği burnunda” partisi TAM Parti ve “kurucusu” Serdar Denktaş, yarışın federasyoncularla konfederasyoncular arasında bir yarış olmadığını, Erhürman’a desteklerinin federasyoncu olduğu için olmadığını, Erhürman’ın “vizyon sahibi” ve “toplumu kucaklayan” bir lider olması hasebiyle verildiğiini alenen duyurmuş durumdadır. Sağ cenahtan diğer bir ekip de HP’den ayrılan Sanverler, Rogers ve Baybars ekibidir. Onlar da desteklerinin Erhürman’ın federasyonculuğuyla alakalı olmadığını açıklama ihtiyacı duymuştur.

Bu durumda, Erhürman federasyoncu mu, değil mi?

Bu durumda, Erhürman federasyoncuysa ve kazanacak olursa, federasyonu savunacak mı, savunmayacak mı?

Bu durumda, Erhürman kazanması durumunda, federasyon savunursa, sağ cenah nasıl izah edecek seçilmesi için verdikleri desteği?

Bu durumda, Erhürman’ın kazanması durumunda, federasyon savunmazsa, sol cenah nasıl izah edecek seçilmesi için verdikleri desteği?

Yani, ortaya çıkan bir gerçek var; Erhürman aynı anda hem federasyoncu, hem de değil!

Ama, ortaya saçılan bir önemli sonuç daha var; Tüm bu sol ve sağ cenahın birleştiği bir nokta var. O da, halkın, kendisine çizilen emperyalist çözüm çemberinin dışına, sakın ola çıkmaması. Hep bu çemberin içinde federsyon muydu, konfederasyon muydu diye debelenip, emperyalizmin ada üzerindeki hakimiyetinin, Britanya üslerinin, NATO etkisinin devam ettirilmesinin garantilenmesidir.

Yani, ortak yan, emperyalizme karşı politikalar üreten, bağımsız ve birleşik bir Kıbrıs düşüncesini savunan KSP ve adayı Osman ZORBA’yı savunmak dışında her kılığa girmek!

Çok garip bir durum vesselam!

Ama, hiç de garip olmayan bir GERÇEK!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tufan Erhürman neye adaydır?

19 Ekim 2025 Cumhurbaşkanlığı seçiminin (herkes kendi penceresinden bakıyor olsa bile) Kıbrıs Türk toplumu açısından bir “kader seçimi” (“ Tükeniş seçimi” diyenler de var) olduğu noktasında nerdeyse tüm siyasiler birleşiliyorlar. “Sağ Cephe” (aslında bu cepheye “Klasik Sağ Cephe” demek daha doğru olacaktır) olarak bilinen Ersin Tatar cephesine dahil olanlar, seçim sonrası “egemen eşitlik ve uluslararası eşit statü” konusunun Türkiye ile birlikte ileriye götürüleceğini her vesileyle ima etmektedirler. Hatta, detaya da girerek, örneğin KKTC’nin dış işlerinin TC Dış İşleri Bakanlığı’na bağlanacağını dillendirenler bile var. “Sağ Cephe”nin ters kutbunda yer aldığı varsayılan “Sol Cephe” (aslında, amaç ve hedefler açısından “Sağ Cephe”den çok da farklı olmayan, daha çok hedefe ulaşma yöntemleri açısından farklılaşan bir sözde sol cephedir) de, TSK’nın 1974 işgalini “Barış Harekatı” olarak gören, Kıbrıs sorununun “konfederasyon” (iki eşit, egemen devlet temelinde bir çözüm) değil...

"Dürüst" oportünizm belki de hepsinden daha tehlikeli olanıdır!"

1. NOT: Değerli dostlar, malumunuz olduğu üzere, 9 Mayıs günü Facebook üzerinden alttaki yazdıklarımı paylaşmıştım. Bazı itirazlar oldu bu yazdıklarıma. Olabilir ve olmalıdır da. Ben fikirlerin eleştirildikçe zenginleşmesine katkı konduğunu düşünenlerdenim. Öncelikle, Ahmet Serdaroğlu’nun konuşma videosunu izlemediğim iddia edildi ısrarla. Ardından, izlemiş olabileceğim, ama yanlış anladığım, bu nedenle de yanlış yorumladığım iddia edildi. Bu nedenlerden ötürü, sözkonusu yazımı, adım adım yorumlayarak, herkesin anlayabileceği bir şekle sokarak sizlerin bilgisine tekrardan getirmek istiyorum. 9 Mayıs tarihli yazımı tırnak içinde ve bold yaparak, şimdiki yorumlarımı ise aralarda yazacağım. Yani, bir anlamda, o postumun yorumlanmış hali olacaktır bu yazım. Bu tartışmalardan çıkardığım önemli bazı çıkarımlarımı da yazının altına eklemek istiyorum. Altına görüş ve eleştirilerinizi yazarsanız mutlu olurum. İyi okumalar. ------------------ 9 Mayıs tarihli Facebook paylaşımım şöyle başlıyordu:...

Büyük komplo!

* Kendi arzu ve planlarını, “halk öyle istiyor” demagojisi ile gizleme sanatına şahitlik ettik. * BU KOMPLONUN GEREKÇE VE TEMEL AMAÇLARI > Türkiye Cumhuriyeti zorda! Çıkış yolu var mı? * Ekonomi, * Siyaset, * Uluslararası ilişkiler, hepsinde de zor günler yaşanıyor. Öcalanla anlaşmak lazım, ABD’den silah almak lazım, uçak almak lazım; ABD’ye milyarlar akıtmak lazım! Rusya’dan gaz alımını azaltmak lazım. Lazım-lazım-lazım… Karşılığında ABD’den “Meşruiyet” alınmıştır…   > Ya KKTC? >> TC’nin KKTC siyaseti de zorda, yeni bir imaj şart! * Tatar’a 5 yıldır uygulattırılan “iki eşit, egemen devlet temelinde çözüm olmazsa görüşme olmaz” şartı nedeniyle oluşan Kıbrıs Türk ve Türkiye liderlikleri çözüm istemiyor iddiası, Kıbrıs Rum liderliği federasyon oluşturmak için görüşmelere hazırdır, ama Kıbrıs Türk ve Türkiye liderlikleri hazır değildirler iddiası, * Bu duruma paralel KR tarafının geliştirdiği mütahhit tutuklamaları şeklindeki hukuksal süreçler inşaat sektörünü ve dolayı...