Hele de, küçücük ve güçsüz bir toplumsanız, korunmak için bir “anavatana” ihtiyaç duyuyorsanız, sizden daha güçlü, daha avantajlı başka bir sermaye grubunun yönettiği bir toplumla ‘federasyon’ kurmanız durumunda, gün gele rakip sermayenin hakimiyetine girmenizin kaçınılmaz olduğunun bilincindesiniz.
Bu nedenle, sizin ‘federasyonunuz’ bile aslında ‘konfederasyondur’. Sermayenizi garanti edecek her türlü önlemi almak için yapamayacağınız hiçbir şey yoktur. Devletinizi korumak zorunda hissedersiniz, çünkü devlet olmadan, devlet olmanın ayrıcalıkları olmadan sermayenizi korumanın mümkün olamayacağının farkındasınız.
İşte bu nedenle, ayrı devlet ihtiyacınızı bile ‘federasyon’ kılığına sokmaya çabalarsınız. Bu çabanızı dünyaya yutturmak için de “anavatanınıza” secde edersiniz!
Ama, o çok güvendiğiniz "anavatanınız" da sermaye düzenine sahip olduğundan onunla da rekabet içinde bulursunuz kendinizi. Ve, doğaldır ki, büyük sermaye güçlü olandır ve güçsüz olanı yutar, "anavatanınız" olsa bile!,
Yani, 'aşağı tükürseniz sakal, yukarı tükürseniz bıyık!'
Bir yanda “anavatan” sermayesi diğer yanda AB sermayesi ile bütünleşmiş Kıbrıs Rum sermayesi, ikisi de sermayenize çökmeye aday…
İşte, siz sermayedarların ve siyasetçilerinizin ‘hem ağlar, hem giderim’ konumunuzun nedeni burda yatmaktadır.
Tam bir açmaz!
Ve, bu açmazdan kurtuluşun tek bir yolu vardır; sermaye düzeninden kurtulmak!
Bu kurtuluş sadece sizin çabalarınızla değil, dünya emek güçlerinin desteği ile olmak zorundadır!
Ve, bu kurtuluş sadece sizin değil, dünya emek güçlerinin de kurtuluşu olmak zorundadır!

Yorumlar
Yorum Gönder